ABDUL LATİF ŞENER BAŞBAKAN TEHDİTMİ EDİLDİ DERSİNİZ?        ABDUL LATİF ŞENER BU HÜKÜMETTE DEMOKRASİ ÇOK AZ YOLSUZLUK ÇOK.        TRAFİK KAZASI GEÇİREN ÜÇ AK PARTİ MİLLETVEKİLİ KIRIKKALE YÜKSEK İHTİSASTA TEDAVİ        İŞSİZLİK FONU HAZİNDİR SONU        BBP’DE TÜZÜK SORUN DEĞİL AVANTAJ        KIRIKKALE BELEDİYESİNDEN KIRIKKALESPORA MADDİ DESTEK        BU HÜKÜMET İSRAİL’E RESMEN ÇANAK TUTUYOR        İŞ KAZASINDA DÜNYA REKORU KIRIYORUZ.         GARNİZON VE MÜHİMMAT KOMUTANI ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİ ZİYARET ETTİ.        KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ VE YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ ARASINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZA       

Haber Başlıkları
     


    ABDUL LATİF ŞENER BAŞBAKAN TEH
    ANKARA- Türkiye Partisi Genel Başka

     

    ABDUL LATİF ŞENER BU
    ANKARA- Türkiye Partisi Genel Başkanı Abd&uum

     

    ÖZELLEŞTİRMEDE KIVIL
    Yıllardır görevini aksaksız yürüten elektrik sayaç

     

    KIRIKKALE BELEDİYESİ
    İmar ve Şehircilik Müdürlüğünde, gürler camiinin y

     




     

    Reklam.

    Geri
    İleri
     ANKARA- Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Konya TV’de konuk olduğu Ankara’nın Zirvesi programında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
    Televizyonun Ankara Temsilcisi ve BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın sorularını cevaplayan Şener, Libya ve Suriye ilgili değerlendirmelerde bulunurken, “Başbakan tehdit mi ediliyor” diye sordu.
    Irak’ın işgaliyle 1,5 milyon insanın hayatını kaybettiğini söyleyen Şener, “Saddam zalimdi ama Saddam dönemindeki katliamla kıyaslanamaz. Bir buçuk milyondan bahsediyoruz” diyerek Libya’da yaşanan gelişmelere dikkat çekti ve “Şimdi Libya, bakın. Türkiye vurucu gücün içerisinde. Vurucu güç dediğim NATO. Vurucu güç değil mi, Türkiye başbakanın imzasıyla Meclise tezkere gönderildi. Mecliste Ak Parti grubu onayladı. Kabul ettiler, o tezkereyi istinaden Türkiye de Libya’yı vuran vurucu gücün, NATO gücünün içindeydi. Eğer Türkiye’de başka bir iktidar olsaydı, örneğin Allah taksiratını affetsin Ecevit iktidarı iş başında olsaydı 82 öncesi gibi ve Türkiye de NATO içerisinde Libya’daki sivilleri veya tarafları aylarca vurmuş olsaydı Türkiye’de her Cuma namazı, Beyazıt cami başta olmak üzere bu ülkenin dini bütün insanları bu iktidarı protesto ederdi” dedi.
    Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener şöyle devam etti:
    “Bu iktidar Müslümanlardaki asabiyet duygusunu da yok etmiştir. Müslüman birliğini, dayanışmasını yok etmiştir, duyarlılığını yok etmiştir. Ne oldu peki Libya’da? Kaddafi hunharca katledildi. Ne oldu peki? Şimdi, yönetimi oluşturan yapının içerisinde Islama yakın isimlerden kimse yok. Dindar insan gözüyle bakarsak Kaddafi olsaydı daha iyiydi diyeceğimiz noktadasınız o açıdan. Haberlere bakıyorsunuz hala çatışmalar devam ediyor. Aşiret çatışmalarına döndü Libya. Uluslar arası gazeteler ve yabancı dergiler 2012 boyunca Libya’daki aşiret çatışmalarının devam edeceğini ifade ediyor. Bir kargaşa ortamına sürüklendi Libya. Ama Fransa Libya’daki petrollerden payını aldı, işletme hakkını aldı. Olur, mu böyle bir şey? Türkiye niye vurdu o zaman NATO’nun içinde? NATO’yu destekleme kararını niye aldı Türkiye? Suriye daha önemli bir olay. Suriye’de etnik, mezhepsel bir takım çatışma ortamına sürüklenmesi demek bir taraftan Filistin’in en yakın desteğinin yok olması demektir, bir taraftan da Lübnan’daki Hizbullah dayanışmasının İran, Suriye, Hizbullah, Filistin dayanışmasının tasfiyesine yöneliktir. Hem de İsrail’in komşusudur. Suriye kaynadığı zaman, Türkiye, zaten Türkiye’de de istikrarsızlık var. Türkiye’de de bir çatışma ortamı var biliyorsunuz. Türkiye’de bu dönem son otuz yılın terör olaylarının en azgınlaştığı dönemi yaşadık. Bakalım baharda neler olacak bu ülkede. Suriye karıştığı zaman Türkiye’nin rahat olması mümkün değil. Bir ülke kendi ayağına kurşun sıkamaz. Ama bu iktidar sıkıyor. Bu ortam, tam İsrail’in istediği ortamdır. İslam ülkeleri bir hercümerç, bir iç çatışma ortamındadır. Bu arada tam büyük İsrail’in kuruluş aşamalarından etkili bir süreci, periyodu tamamlamak için uygun bir fırsattır. Bu oluşturuluyor. Büyük orta doğu projesi budur, Türkiye’nin üstlendiği rol de budur. Ben şimdi şunu bizi izleyenlerin düşünmesini istiyorum. NATO’nun ne işi var Libya’da dedi, Libya kardeşim dedi, Kaddafinin elinden ödül aldı, dostum dedi kucakladı. Geldi, gelir gelmez, NATO Libya’yı vuracak lafları vardı, ne işi var NATO’nun Libya’da dedi. Aradan bir hafta geçmedi, NATO’yu destekleyen, NATO’nun vurucu gücüne Türkiye’nin girişini öngören tezkereyi meclisten geçirdi. Bir hafta içinde ne değişti? Aynı şey Suriye ile oldu. Türkiye cumhuriyeti tarihi boyunca tek bir ülke ile ortak bakanlar kurulu toplantısı yapmıştır, o da Suriye’dir. Başbakan Suriyeli bakanlarla ortak bakanlar kurulu toplantısı yapmıştır. Ve aradan bir ay geçmemiştir hemen tavır değiştirmiştir. Suriye’deki muhalefeti örgütlemiştir. Orda burada temsilcilik vermiştir ve desteklemek suretiyle oradaki karışıklığı artırmaya çalışmıştır. Gerek Libya gerek Suriye’deki karışıklık dışarıdan ortaya çıkarılan bir yapılanmayla meydana getirilmiş bir hadisedir. Bu niye böyledir? Bir haftada, bir ayda aynı ülke ile ilgili başbakan niye tavır değiştiriyor? Siz bir başbakan olsanız, dünyanın diğer ülkeleri sizi izliyor olsa kime kardeşim, dostum deyip kucakladığınız zaman bir hafta, bir ay geçmeden arkasından vuruyorsanız onu, size kim inanır, kim güvenir? Uluslar arası güvenilirliğiniz kalır mı? Kalmaz. Peki, bir devleti temsil eden insan neden bunu yapar? Korktuğu bir şeyler mi var, özgür mü değil? Hemen aklıma benim Wikileaks belgeleri geliyor. Wikileaks belgelerinde İsviçre’de sekiz tane başbakanın hesabının olduğundan bahsedilmişti. Başbakan da tek bir Allah kuruşum yok dedi, İslam’da böyle bir tabir yok, zaten İsviçre bankasında kuruş olmaz. Hileli bir cümleydi o. Acaba birileri tehdit mi ediyor, birileri yönlendiriyor mu, birilerine bağımlı hale mi gelmiş? Niye bir hafta içinde görüş değiştiriyor, tavır değiştiriyor? Aman tavsiyelerimiz vardı demokratikleşelim de. Sen otuz senedir bir askeri anayasayı değiştirememişsin yüz senelik demokrasi geçmişin olduğu halde. Türkiye’de demokratikleşme hareketi 1876 anayasasından başlar, aşağı yukarı 130 sene olmuştur. 130 senedir hala demokratikleşmeye çalışan bir ülke olarak 30 senedir bir anayasa değiştiremiyorsun, bir ay içinde mi Suriye’den demokratikleşme bekliyorsun? Üstelik de bazı gelişmeler olduğu halde. Peki o halde ne oluyor? Birileri telefon mu ediyor?”
    Dursun Erkılıç’ın, “Başbakanımız tehdit mi edildi” sorusu üzerine, “Ben de onu soruyorum” diye konuştu.
    Erkılıç’ın, “Tehdit edildi demiyorsunuz, tehdit mi edildi diye soruyorsunuz” sözleri üzerine, “Soruyorum” diyen Şener şöyle konuştu:
    “Şu füze kalkanı işi neyin nesi? Bunu anlamak mümkün değil. İsrail ile İran çatışacak, Türkiye de İsrail’in kalkanı olacak. Büyük orta doğu projesinde İsrail ile işbirliği halindesin, füze kalkanında İsrail ile işbirliği halindesin, Türkiye’deki en ballı, karlı ihaleleri İsrailli işadamlarına verilmekte, işbirliği halindesin, yalandan ağız dalaşı yapacaksın, İsrail ile farklı politika izlendiği izlenimini vereceksin. Bu nasıl iştir ya?”
    Programın sonunda, Dursun Erkılıç’ın, “Çok çarpıcı cümleleriniz vardı. Belki şunu yeniden vurgulamak gerekir; özellikle Suriye konusunda Başbakan tehdit mi ediliyor diye soruyorsunuz” diye hatırlatması üzerine, “Evet soruyorum” diyen Abdüllatif Şener, Şunları söyledi:
    “O Wikileaks gibi şeyler var mı yok mu. Hem ona verdiği cevaptan, hem bir hafta içinde yapılan bir telefon görüşmesiyle politikalarda yüz seksen derecelik dönüşümde bir gariplik var. Bu gariplik millet olarak bizi de, bu ülkeyi de riske sokuyor. Bunların cevaplanması lazım.”
     
     ANKARA- Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Konya Televizyonu Ankara Temsilcisi ve BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın sorularını cevaplarken, hükümeti topa tuttu.
    Canlı olarak yayınlanan Ankara’nın Zirvesi’ne konuk olan Şener, “Türkiye’de anormal bir dönem ve süreç devam ediyor” dedikten sonra, “Anormallik nerden geliyor” dedi ve şöyle devam etti:
    HUKUK GÜVENCESİ YOK
    “Çağdaş dünyada bir ülkede işlerin normal gittiğini söyleyebilmek için bir hukuk devletinin varlığından herkesin emin olması lazım. Hakkı ihlal edilen insanların, kimse bu ülkede benim hakkımı ihlal edemez, bu ülkede hukuk vardır, adalet vardır demesi lazım. Bu sözü söyleyebilecek Türkiye’de tek bir insan olduğunu zannetmiyorum. Güç kimdeyse, kamu gücünü kim kullanıyorsa, kimin elinde sopa varsa diğer insanlar üzerinde istediği senaryoları, oyunları kurma imkanına sahiptir. Bu özellikle son yıllarda çok belirgin bir hal almıştır. İkincisi, çağdaş bir ülkede, demokratik değerler varsa, yani insanların düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, fikirlerini ifade edebilme özgürlüğü ve demokratik mekanizmaların sağlıklı işleyişi varsa normal bir dönemde yaşadığınızı söyleyebilirsiniz. Bu açıdan da demokrasinin sınırlarının düştüğü yerlerde süründüğü bir Türkiye’yi yaşıyoruz son yıllarda. Bu da bir anormalliği ifade eder. Dolayısıyla ben hukuk güvencesinde insanların kendisini görmediğini görüyorum. Demokratik toplumun değerlerinin ve olmazlarının yok olduğunu görüyorum. Böyle bir ortamda anormal bir dönemden geçiyoruz diye düşünüyorum. Peki bu son hadiseler neyin nesidir derseniz, devletin çivisinin çıktığını gösteriyor. Bir tarafta emniyet ve yargı, diğer tarafta mit ve hükümet bir arada, ikiye bölünmüş karşılıklı bir mücadelenin var olduğunu görüyoruz. Bir hukuk devletinde böyle bir manzara olur mu? Olmaz. Bu ortamın giderilmesine yönelik olarak hükümet kendi zaviyesinden bakıyor olaya, kendi çıkarları ve dengeleri açısından bakıyor. Adalet, hukuk anlayışını bir tarafa bırakmak suretiyle istediği düzenlemeyle işi halletmeye çalışıyor. Bu da olmaz. Bu son hadiseler belki şunu ortaya koydu denilebilir, buna yönelik bir düzenleme yapılabilir, o da nedir, özel yetkili mahkemelerin durumu. Vaktiyle biz devlet güvenlik mahkemelerinden çok şikayetçiydik. Sadece biz değil, Türkiye’deki herkesin devlet güvenlik mahkemelerinin doğru olmadığını, hukuk devleti ilkelerine uygun çalışmadığını, adalet duygusunu ortadan kaldırdığını iddia eder, bunların tamamen ortadan kalkması gerektiğini söylerdi. Nitekim askeri yönetim döneminde ihdas edilmiş mahkemelerdi. Şimdi devlet güvenlik mahkemelerini arar duruma düştük. Böyle bir şey olur mu? Bir askeri müdahale döneminde ihdas edilen devlet güvenlik mahkemelerini aratacak bir özel yetkili mahkemeler düzeninin kurulduğu, inşa edildiği ve çalıştığı bir dönemdesiniz. Bununla ilgili süreç devam ederken bu mahkemeler yetkilerini kullanarak iş yaparken, nihayet hükümeti de rahatsız edecek bir noktaya geldi diye hükümet ayaklandı. Hükümetin görevi kendisi rahatsız olduğu zaman mı ayaklanmaktır, yoksa hukuk devletinin gereklilikleri yerine gelmiyor, burada bir yenileme, bir düzenleme yapmak lazım veya bir reform yapmak lazım demek midir hükümetin görevi? Sorumlu bir hükümetin görevi eğer yanlış şeyler varsa topyekun bir düzenlemedir. Yoksa beni rahatsız eden kısmını kaldırayım ve bu yapı devam etsin dediğiniz zaman bir hükümet olmakla bağdaşır tarafı yok.”
    Dursun Erkılıç’ın, “Değişik ortamlarda dile getirdiğiniz ve sizden başka da kimsenin dillendirmediği yolsuzluk konusunu sormak istiyorum… Şu anda Türkiye’de yolsuzluk, usulsüzlük adına özel bir şey mi yaşanıyor?! Sorusu üzerine, “Bakın, şu ortamda basın işlevini kaybetmiş vaziyettedir, sivil toplum kuruluşları da yok olmuş vaziyettedir” diyen Şener şunları söyledi:
    “Sivil toplum ve basın son derece önemlidir. Demokratik toplumda bu kuruluşlar bir taraftan hükümeti denetlerler, bir taraftan alternatif, muhalif düşüncelerin üretilmesine ve toplumda yaygınlık kazanmasına ve halk denetiminin gerçekleşmesine yol açarlar. Ama maalesef basın bittiği için, sivil toplum kuruluşu diye bir kuruluş kalmadığı için tam anlamıyla, artık hükümeti rahatsız edecek, başbakanı rahatsız edecek bir takım başbakanlıktan, bakanlıklardan haber devşirmeye bile tereddüt eden bir basın var. Muhabirler reflekslerini kaybetmişlerdir. Hiçbir muhabir bir bakanlıktaki yolsuzluğu veya hükümeti rahatsız edecek bir bilgiyi sızdırma peşine düşmediği gibi, kulaklarına gelirse de bunu duymamayı tercih ediyorlar. Neden? Aman başımız ağrımasın, işimizi kaybetmeyelim diyorlar. Bu ortam halk için, milletin geleceği, ikbali için en tehlikeli durumdur. Hiç yolsuzluk haberlerinin basında yer almıyor olmasını halkımızın şöyle değerlendirmesi lazım; cumhuriyet tarihinin en yüksek yolsuzluk oranı bu tarihtedir demek ki hiç sızmadığına göre, demesi lazım. Çünkü, eğer toplumsal denetim kaybolmuşsa, basın kaybolmuşsa, sivil toplum denetimi kaybolmuşsa ve hükümet mutlak güç olup kendisini rahatsız edecek bilgileri taşıyanları cezalandırabilecek duruma gelmişse bu iktidar açısından azgınlaşmanın zirveye vardığını gösterir. Denetlenemeyen bir iktidar azgınlaşır. Nerde azgınlaşır? Yanlışlıklarında, yolsuzlukta, soygunda, vurgunda azgınlaşır. Şöyle düşünün, herkesin bir yılda kazandığı paranın üçte birini devlet harcıyor. Vatandaşlar ekmek alıyorlar, peynir alıyorlar, zeytin alıyorlar, arabalarına benzin dolduruyorlar, konuşsunlar konuşmasınlar ceplerinde telefon taşıyorlar, elektrik faturası ödüyorlar, su faturası ödüyorlar. Buradan vergi ödüyorlar. Ödedikleri vergiler vatandaşların bir yılda harcadıkları paranın üçte biri kadardır. Yani hepimizin, her vatandaşın cebimizdeki paranın üçte biri vergilerle, diğer yollarla bütçeye giriyor ve bunu doğrudan doğruya başbakan ve bakanlar harcıyor. Bazıları diyorlar ki bana, sen başkalarını bırakıp niye başbakanı, bakanları eleştiriyorsun. Kardeşim, benim de senin de bu ülkedeki yetmiş dört milyon insanın cebindeki paranın da üçte birini yalnız ve yalnız başbakan ve bakanlar harcıyor. Çocuğunuza küçük bir harçlık verdiğiniz zaman bu parayı nereye harcadı diye takip etmez misiniz? Edersiniz. O halde cebinizdekini harıl harıl harcayan bir başbakanı, bakanı niye takip etmeyesiniz? Yanlış yapmasın diye niye mücadele etmeyeceksiniz? Yanlış yapmasın diye, çekilsin diye yanlışlarını söylemekte niye tereddüt duyacaksınız? Asıl bu ülkeye en büyük hizmeti yapanlar eleştiri yapanlardır. Eleştirileriyle makam sahiplerini denetleme yoluna yöneltenlerdir. Bunu yapmayanlar, yağ çekenler, iltifat edenler, propagandasını yapanlar bir anlamda da herkes bu konuma doğru sürüklendiği için ülkeye kötülük yaparlar. Olmaz bu. Ben son zamanlarda şunu çok fazla duymaya başladım. Aman hükümetimizi tenkit etme. Böyle bir şey olur mu? Bu İslami edebe ve adaba da uymaz. Bakın, İslam’da en büyük görevlerden biri, temel farzlardan biridir, emri bil maruf nehyi anıl münkir. Yanlıştan caydıracaksın, doğruya özendireceksin. Bu olmadığı takdirde olmaz, hiçbir şey düzelmez. Bakın Hazreti Ömer hutbe okurken cemaatten biri kılıcıyla doğruldu ve hesap sordu. Ganimetten bana düşen kumaşla ben bir elbise diktiremedim, bana düşen pay kısa geldi. Sen görüyorum ki bir elbise diktirmişsin, şu elbisenin hesabını ver dedi. Bunu üzerine Hazreti Ömer, oğlum Abdullah sen ver cevabını dedi. Oğlu da dedi ki babam devlet başkanıydı, halifeydi. Onun üzerindeki elbiseler de eskiydi. Onun için ben kendi payımı verdim. İkimizin payıyla bir takım elbise edindi babam diye durumu izah edince kılıcını çeken sahabe şimdi konuşmana devam edebilirsin diyor ve oturuyor. Kılıcıyla hesap soruyor, caminin içinde hesap soruyor. Ama burada ilginç olan şudur, Hazreti Ömer diyor ki, yarabbi diyor sana şükürler olsun yanlış bir şey yapacağım zaman etrafımda beni kılıcıyla düzeltecek insanlar bahşettin bana, bunu bir nimet olarak zikrediyor. İslam edebi ve adabı budur ama şimdi herkesin cebindeki paranın üçte birini harcayan bakanları, başbakanı tenkit etmiş olmak sanki yanlış bir çizgi tutturmuş olma anlamına geliyor gibi yadırgayan veya bunu, şu anda olmayan bir eleştiri ortamını dahi bastırmaya çalışan insanlar türedi. Olmaz, bu yanlış. Aslı korkmamız gereken şey birilerinin tenkit etmesi değil. Asıl korkmamız gereken şey kimse tenkit etmiyor, kimse eleştirmiyor, kimse bakanlıklardan aleyhte haber sızdırmıyor, bu memleket nereye gidiyor, olmalıdır.”
     Trafik kazası geçiren üç Kayseri Milletvekili İsmail TAMER, Ahmet ÖKSÜZKAYA, Yaşar KARAYEL ve eşi Hatice KARAYEL, Kırıkkale Yüksek İhtisasta müşahede ve tedavi altına alındı.
    HAYATİ TEHLİKE VE ÖNEMLİ BİR YARALANMA YOK:
    Hayati tehlikesi olmayan ve önemli bir yaralanması olmayan kazazedeler, olağan dışı hava muhalefeti nedeniyle İhtisasta hem hasta olarak, hem de misafir olarak ağırlandılar.
    BAŞHEKİM ACİL KRİZ EKİBİ OLUŞTURDU:
    Hastanenin başhekimi Op. Dr. Osman ACAR, kaza haberini alır-almaz gerekli tedbirleri alarak anide bir kriz ekibi oluşturdu ve bizzat kendisi kazazedelerle yakından ilgilendi. Aynı anda ilçe ve diğer yerlerden gelen trafik kazaları sebebiyle 30'a yakın hastaya bir-kaç saat içinde müdahale edildi. Bunca yoğunluk ve olumsuz hava ve yol şartlarına rağmen önemli sayılabilecek bir aksaklık yaşanmadı ve İhtisas alnının akıyla bu sınavdan geçti.
    VALİ GÜNER İLK ANDAN İTİBAREN ORADAYDI:
    Olayın hemen ardından Kırıkkale Valisi Hakan Yusuf GÜNER, Emniyet Müdürü Kadri ,kartal K.kale Belediye Başkan vekili Halil DANACI,hastaneye gelerek kazazedelerle yakından ilgilendiler.Daha sonra Enerji Bakanı Taner YILDIZ’IN geleceği haberi üzerine beklemeye başlandı.Enerji Bakanı YILDIZ, hava ve yol şartları muhalefeti nedeniyle mahsur kalarak Kaya dibi dinlenme tesislerinde epeyce bir bekleyişten sonra saat 19:00 sularında Kırıkkale Yüksek İhtisasa ulaştı.
    ENERJİ BAKANI TANER YILDIZ İHTİSASA GELDİ:
    YILDIZ, kazazedeleri yerinde ziyaret ederek durumları hakkında bilgi aldı. YILDIZ’IN ziyareti esnasında hastalarla arasında renkli diyaloglar yaşandı. Kazazede Milletvekili, Yaşar Karayel'i Genel Cerrahi servisinde ziyaret eden Bakan Yıldız'ı ziyaret sonrası bir grup vatandaş önünü keserek sohbet etti.
    BAKAN YILDIZ VATANDAŞLARA YÜKESK İHTİSASI SORDU:
    Hastalardan heyecanlı bir vatandaş bakan YILDIZ’A hararetli-hararetli bir şeyler anlatırken Bakan YILDIZ,hastane hizmetlerinden ve başhekimden memnun olup-olmadıklarını sordu.Vatandaş bunun üzerine Başhekim Acar'a ve hastane hizmetlerine övgüler yağdırarak, bunların aldığı para sonuna kadar helal.Bana evimde böyle bakmıyorlar dedi.Bunun üzerine Başhekim Osman Acar'da: Başbakanımız ve Sağlık Bakanımız emrediyor bizde yapıyoruz dedi.Bakan YILDIZ da: olsun, sizin gayretinizin önemi büyük diyerek ACAR’A teşekkür etti.Diğer vatandaşlardan da benzer sözler duyan Enerji Bakanı,bu durumdan hayli memnun kaldı.
    BAKAN YILDIZ VATANDAŞLARIN MEMNUNİYETİNİ BİLDİRMEK ÜZERE SAĞLIK BAKANINI ARADI:
    Bakan YILDIZ, Kırıkkale Yüksek İhtisas hakkında vatandaşların memnuniyetini ve Başhekim Osman Acar'ın çalışkanlığı hakkında görüş beyan etmek için Sağlık Bakanı, Recep AKDAĞ’ aradı. Yıldız, ve kaza zede Milletvekilleri ve yakınları hep birlikte yemek yediler. Yıldız, Yüksek İhtisas'ın geniş ve ferah bir mekan olduğunu belirterek hastane hakkında memnuniyetini belirtti.
    KAZAZEDELER  BAKAN YILDIZIN ARAÇ KONVOYUYLA HEP BİRLİKTE KIRIKKALEDEN AYRILDILAR:
    Daha sonra Bakan yıldız ve kazazede Milletvekilleri Bakan Yıldızın araç konvoyuyla birlikte Kayseri ye gitmek üzere Hastaneden ayrıldılar.Hastaneden ayrılırken Bakan YILDIZ, Milletvekilleri eş ve yakınları özellikle Vali Hakan Yusuf GÜNER’,Emniyet Müdürü Kadri kartala,Belediye Başkan Vekili Halil Danacı ya, Başhekim Op.Dr Osman ACAR ve hastane yetkililerine Kır kalenin misafirperverliği,kadirşinaslığı ve yardımseverlerliğinden dolayı teşekkür ederek,Kırıkkale den ayrıldılar.
     ANKARA- CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Konya TV’de canlı olarak yayınlanan Ankara’nın Zirvesi programına katılarak, çalışma hayatıyla ilgili soruları yanıtladı.
    Televizyonun Ankara Temsilcisi ve BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın, “İşsizlik sigortasını siz çok sık gündeme getiren, hatta Başbakana da bunu soran birisiniz. Sayın Başbakan size ne dedi, bunun değişik amaçlarla kullanılmasıyla ilgili sorunuza ne dedi?” sorusu üzerine, “Türkiye’de hükümetler fonlar konusunda, hiçbir hükümet güven vermiyor” diyen Çetin şunları söyledi:
    “MEYAK’ TAN, İYAK’ tan tutun da, OYAK istisna ki OYAK’ı da batırmak için bu hükümet elinden geleni yaptı, yapıyor. O bir istisna oldu. Konut edinme, tasarruf teşvik bu fonların hiçbirisi çalışanların lehine kullanılmadı. Şimdi, işsizlik sigortası fonu yürürlüğe girdiğinden bu tarafa ana para ve nema olarak aldığının, yüzdeye vursak ne kadar tutar bilmiyorum ama yüzde beşini geçmeyecek tarzda işsizlik sigortası olarak ödedi. Tam rakamları yanımda değil. Bu soru geleceğini bilseydik rakamları hemen alabilirdik. Hükümet burada da bir taraftan işsizlik sigortası fonlarını iç finansman, borçlanma aracı olarak kullanırken, 2008’den bu tarafa sözüm ona GAP projelerinin tamamlanması için oraya aktarmaya başladı. İki yılda aktardığı para, on iki yılda, on yılda dağıttığı paranın iki katından fazla. Tam bir iç etme politikası orda başladı.”
    “Yatırıma mı kaydırılıyor?” sorusunu, “Yatırım yok. Yandaş zengin etme. Çok açık. Nereye gittiğini sorduk, yanıt yok. Rakam rakam, yıl yıl sorduk hala cevap gelmedi” diye cevaplayan İzzet Çetin, Dursun Erkılıç’ın, “Bu rakamlar belki işsizler için harcansa, işsizlerin çok büyük bölümü biraz olsun nefes alacak…” diye araya girmesi üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı:
    Tabi, Türkiye’deki ana sorunlardan bir tanesi de arayış gücü elemanı. Yani arayış gücü yok Türkiye’de. Endüstri meslek liselerimiz vardı, halen var ama ihtiyacı karşılamaktan uzak. Çıraklık eğitim merkezleri, sanayiye eleman yetiştirmek için kurslar düzenliyor. Hükümet buradan da oralara kaynak aktarmaya çalışıyor. Oysa yapılması gereken, madem bu fonu işverenden alıyorsun hükümet olarak sen bir miktar veriyorsun ve onu nemalandırıyorsun ve işsizlerin yaşamını sürdürebilmesi için bir şeyler yapmak gerekir diyorsun, o zaman onlara belli bir süre, süreleri uzatırsın bir, iki ödediğin işsizlik sigortası meblağını yükseltirsin, üçüncüsü o para bir nevi iç tasarruf. Oturur sosyal taraflarla konuşursun bunun en iyi şekilde değerlendirilmesi için ortak karar alırsın. Ben hükümetim, devletim bunu yaparım mantığıyla demokrasi dışı yöntemlerle bu paraları kullanırsan vatandaş iyi gözle bakmaz.”
     
     ANKARA- Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, her Çarşamba akşamı Konya TV’de canlı olarak yayınlanan Ankara’nın Zirvesi programında Televizyonun Ankara Temsilcisi ve BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın sorularını cevapladı. Partinin kuruluşunun 29. yıldönümünde gerçekleştirilen Genel Kurul’daki manzaranın Genel Kurul öncesi partiyi hedef alan bir takım olumsuz yazı ve tartışmalara en büyük cevap olduğunu söyleyen Destici, yapılan görkemli Genel Kurul ile BBP içindeki birlik ve beraberliğin pekiştiğini, güçlendiğini söyledi. Destici ayrıca, yapılan tüzük değişikliği ile hizmet kalitesini arttıracak, siyaseti tabana yayarak daha katılımcı bir ortam yaratacak tüzük değişikliklerini de gerçekleştirildiğini anlattı. Dursun Erkılıç’ın, “Her yerde tüzük konuşuluyor. Meclis karıştı içtüzük meselesi yüzünden. Ana muhalefet partisi çifte kurultaya gidiyor. Siz tüzük konusunu yirmi maddeyi değiştirerek sessiz sedasız hallettiniz. Tüzük partinin her şeyi demek, partinin anayasası. Bu değişiklikle neyi amaçlıyordunuz, bundan sonra Büyük Birlik Partisi daha mı rahat hareket edecek?” sorusu üzerine, “Büyük Birlik Partisi’nin tüzüğü açık söyleyim, Muhsin Yazıcıoğlu dönemine hastı. Bizim partimizin kurucusu ve lideriydi, tabiri caizse Muhsin Yazıcıoğlu vardı problem yoktu. Biz kurumsallaşma adına bu tüzük değişikliğini yapmak durumundaydık” diye söze başlayan Destici şunları söyledi: “Sistemli bir şekilde hem partimizi hem hareketimizi kurumsallaştırmaya çalışıyorduk. Tüzükte yaptığımız ilk, birinci maddedeki değişiklik, partisinin kurucusunu ve ebedi siyasi liderinin Muhsin Yazıcı oğlu olduğunu yazdık. Daha sonra yaptığımız tüzükler, dediğim gibi kongrelerimiz hep iki ya da üç adaylı olmuştu, şimdi tek aday olunca hem merkez karar yürütme kuruluna çok rağbet vardı. Biz elli olan merkez karar yürütme kurulunu yetmişe çıkarttık. Çünkü ben arkadaşlarıma dedim ki değerlendirme yapın, bu kurulda yer almaya yetkili olan arkadaşlarımız varsa alalım, sayıyı kısıtlamayalım, hizmet etmek isteyen arkadaşlarımız varsa onlara fırsat verelim. Divan teşekkülümüz on artı birdi. Onu da on dört artı bir yaptık. En az bizim divan sayımızdı. Mevcut siyasi partilerde on yedi olan var, on beş olan var. Biz de on dörde çıkarttık ve görev tanımlarını net ve anlaşılır hale getirdik. Uzun uzun tanımlar vardı, basın yayın, tanıtım, propagandadan sorumlu genel başkan yardımcısı gibi. Medya tanıtım dedik. Seçim işleri, yerel yönetimler, hukuk işleri, siyasi işler, sosyal işler, halkla ilişkiler gibi kısa kısa tanımladık. O görevi yapabilecek bir divan oluşturduk. Tabi bizim tüzüğümüzde dediğim gibi olağanüstü kurultaya nasıl gidilecek, nasıl aday olunacak bunlar çok net değildi. Hatta partide il ve ilçe teşkilatlarının kuruluşu ne kadar bunlar tabi siyasi partiler esasında var, kurultay yönetmeliklerinde var ama biz bunları tüzüğe koyduk… Diğer konularla ilgili tüzüğümüzü daha fonksiyonel hale getirdik, değişen kanunları, yasaları düşünerek, siyasi partiler yasasına göre de bir takım değişikliklere göre. Büyük Birlik Partisi tüzüğünü eline alan her arkadaşımız, partilimiz, il genel başkanımız, belde başkanımız, ilçe başkanımız artık nasıl hareket edeceğini öğrenebilecek.”   BBP Genel Başkanı Destici, Dursun Erkılıç’ın, “Karar ve hizmet kalitesi hem hızlanacak hem yükselecek. Hem de katılımcılık artacak. Artık ekip çalışmasının önemi Büyük Birlik Partisi’nde daha da artıyor” değerlendirmesi üzirene de şöyle devam etti: Biz zaten kadro hareketiyiz. Dolayısıyla güçlendirilmiş, ben zaten dedim bu kurultay bizim yeni bir vizyon ve güçlendirilmiş kadrolarla milletin önüne çıkacağımız bir kurultay olacak. Kısmen başardık, yüzde yüz başardık diyemem. Ben arkadaşlarıma şunu söyledim, biz bir fikrimiz, vizyonumuz, biz bir siyasi düşünceye, inanca, felsefeye sahibiz. Çizgimizi koruyacağız ama usulümüzü, üslubumuzu, stratejimizi, konseptimizi değiştireceğiz. Çünkü aynı yolda, aynı stratejiyle gittiğiniz zaman aynı neticeyi alacağınız muhakkaktır. Biz de farklı bir netice alma adına, partimizin sesini duyurma adına, daha çok hizmet etme adına bu değişiklikleri yapıyoruz. Yani kurumsallaşma adına yapıyoruz.”  
    Kırıkkale Belediyesi zor günler geçiren Kırıkkale spora 10 Bin TL erzak yardımında bulundu.
    Kırıkkale Belediye Başkan Yardımcısı Harun ULUSOY Kırıkkale Belediyesi olarak Kırıkkale spora Para yardımı, otopark geliri, spor malzemeleri, erzak, ulaşım yardımlarında da bulunduklarını ifade etti.
    Belediye Başkan Yardımcısı Harun ULUSOY ‘’her zaman olduğu gibi şehrimizin takımına gerek maddi gerekse manevi olarak ellerinden gelen yardımları esirgemeyeceklerini’’ söyledi.
    Kırıkkale spor Teknik Direktörü Harun AYDOSLU Kırıkkale belediyesinin her zaman yanlarında olduğunu ve kendilerine her türlü desteği sağladığını belirterek Kırıkkale spor camiası adına Kırıkkale Belediyesi başkan yardımcısı Harun ULUSOY’a teşekkür etti.
     Saadet Partisi Kırıkkale İl Başkanı Faruk VURGUN' Yabancılara toprak satışındaki kısıtlama oranının 2,5 hektardan 30 hektara çıkarılmasını öngören Yasa teklifi İsrail'in Arzı Mev'ud hayaline çanak tutmaktır' dedi
    Saadet Partisi Kırıkkale İl Başkanı Faruk Vurgun, yabancılara toprak satışını mütekabiliyet esası aranmaksızın 30 hektara çıkaran yasa tasarısının hükümet tarafından meclise sunulmasını eleştirerek, affedilemez bir hata olduğunu kaydetti. Vurgun, “Bu tasarı İsrail’in Arzı Mevcut hayaline çanak tutmaktadır. İsrail devletinin Filistin topraklarında nasıl kurulduğu ve bu gün o topraklarda yaşayan Müslümanlara yapılan zulüm göz önünde bulundurulmalı” dedi. 

              “İsrail devletini kuran zihniyetin büyük İsrail hedefinin olduğu ve büyük İsrail olarak tanımlanan bölgenin Türkiye’nin doğu ve güney doğusunu da içine aldığı, bu ideallerinin İsrail’in okul kitaplarında bütün çocuklarına okuttuğu unutulmamalı” diyen Vurgun, meclisteki milletvekillerine de seslendi. Vurgun, “Ak Parti hükümeti ve mecliste bulunan bütün siyasi partiler bu yasaya kesinlikle hayır demelidir. Bu vebale hiç kimse ortak olmamalıdır. Tekraren hatırlatıyorum Filistin topraklarında bu gün İsrail devletinin varlığı o gün toprakların satılmasındandır” dedi. 

              Saadetli Vurgun, “Meclisteki bütün milletvekillerini ‘Şehit kanıyla alınan vatan toprakları parayla satılamaz’ diyen Sultan İkinci Abdülhamit Hanı hatırlamaya davet ediyorum” diyerek satış yerine uzun süreli kullanım hakkının verilmesi gerektiğini söyledi. Vurgun, “İlla da gelir elde etmek için bu tür bir düzenleme yapılacaksa satış yerine uzun süreli kullanım hakkı verilmeli ve özellikle GAP bölgesi, İsrail’in arzı Mev’ud sınırlarında tanımladığı yerler ve diğer stratejik bölgeler mutlaka bu düzenlemede istisna tutulmalı. İsrail vatandaşları İsrail’le bağlantı ihtimali olanlar bu düzenlemeden istifade edememeli” diye konuştu. 
              Vurgun açıklamasının sonunda ise şunları kaydetti: “Uzun süreli kullanım hakkı oluşturulacak bir komisyon marifetiyle kararlaştırılmalı. Bu komisyon il düzeyinde Valilerin başkanlığında oluşturulmalı. Hükümetin bu seneki faiz ödemelerini vatan toprağını satarak karşılamaya yeltenmesi affedilemez. Yüce milletimizi bu konuda duyarlı olmaya ve tepkilerini hükümet ve muhalefet yetkililerine mutlaka iletmelerini talep ediyorum. Hükümet bu yanlıştan derhal dönmeli, borçları ödemek istiyorsa Milli Görüş gömleğini yeniden giymelerini tavsiye ediyorum” 
    Faruk VURGUN
    Saadet Partisi Kırıkkale İl Başkanı
     ANKARA- CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Konya TV’de canlı olarak yayınlanan Ankara’nın Zirvesi programına katılarak, çalışma hayatıyla ilgili gelişmeleri değerlendirdi.
    Televizyonun Ankara Temsilcisi ve BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın sorularını cevaplayan Çetin, “Türkiye’de pek çok sorun var. Çalışanlar sorunlu, emekliler sorunlu, bu ülke sorunlu” deyip bunları örneklendirdikten sonra, “İş kazaları konusu da özel bir öneme sahip. Son on yılda rakamlar yanlış değilse on bin kişi hayatını kaybetmiş” sorusu üzerine, “Ben onun altını çizerek söylüyorum, Türkiye ölümcül iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa’da birinci. Maden kazalarında da, yeraltında çalışan işçiler açısından da, ölümcül kazalarda açık ara dünya birincisi” dedi.
    Ardından, “Neden?” diye soran İzzet Çetin şunları söyledi bir kere iş yerleri denetimsiz.
     Kuralsızlık almış başını gitmiş. Kayıt dışı demek, kanun dışı demek. Ekonominin E’i kayıt dışıysa, sen orda hiçbir tedbir almamışsan, teftiş ve denetimden uzaksa, bunun sorumlusu kim? Elbette iktidar. Bizim ülkemizde 1475 sayılı demin söylediğim iş kanunu yerini 4857 sayılı kanuna bırakınca 2003 yılında, işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün de o yasaya göre değiştirilmesi gerekmiyor idi. Çünkü bizim işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğümüz 1972 tarihliydi ve İsveç’ten tercüme edilmişti. Belki tüzüklerimizin en moderni, Avrupa’da uygulanan tüzükler için söylüyorum, en onlara yakın olanı, en çağdaş olanıydı. Bunu da değiştir dediler, yabancı sermaye bunun için gelmiyor. Yani işveren, işçiye kask almaktan, metal ya da maden sektöründeyse çelik maskaratlı ayakkabı almaktan veya eldiven almaktan veya çalışma ortamını temiz tutmaktan maliyet diye kaçındı. Teftiş ve denetim de olmayınca ölümcül iş kazaları arttı. Bakın, geçtiğimiz yıl Ostim’de peş peşe iki günde 19 işçi yaşamını yitirmişti. Yani bugün ayın sekizi, ayın onunda da, 10 şubat 2011’de de Afşin Elbistan termik santraline kömür veren özel sektöre ait bir ocakta, ilk göçükte iki kişi ölmüştü, ikinci göçükte de dokuz işçi halen 65 metreküp hafriyatın altında. Aileleri diyor ki, bizim çocuklarımızı, kocalarımızı, babalarımızı verin bize. O cenazeler toprak altında. Hükümet ne yapmak istiyor? Anıt mezar yapacak. Zonguldak’taki geçtiğimiz sene mayıs ayında yine 34 işçi yaşamını yitirdi. Başbakan bu madencinin kaderi dedi. O zamanki çalışma bakanı, şimdiki milli eğitim bakanı da güzel öldüler dedi. Yani bir devleti yöneten başbakan böyle yaklaşır, çalışma bakanı böyle yaklaşır ise dünyada bunlar kader olmuyor, madenlerde çalışmak veya tersanelerde, fabrikalarda, silikoz is Yani taşlama işlerinde çalışmak dünyada kader olmuyor da neden bizim ülkemizde oluyor? Bunlar iş kazası değil. Bunlar iş cinayetleridir. Bu cinayetlerin sorumlusu da hükümettir, işverenlerdir. Yani yasalarını uygulamayan, iş yerlerini teftiş ve denetim yapmayan iradedir.”
     Garnizon ve Mühimmat komutanı Tuğgeneral Selçuk Bayraktar oğlu Şehit Aileleri ve Gazileri ziyaret etmeye devam ediyor.
    Bayraktar oğlu, her fırsatta Şehit Ailelerimizin Gazilerimizin yanında olacağız, sizlerin yanında olmak acılarınızı paylaşmak Garnizon Komutanı olmanın yanı sıra bir insanlık görevimizdir. Dedi.
    Dernek faaliyetleri, dernek ve üyelerinin sıkıntıları hakkında bilgi veren Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Rıfat ÖCAL,
    Garnizon ve Mühimmat Komutanlığı olarak her fırsata bizlerin arasında yanında olmanız, acılarımızı ve sıkıntılarımızı sık sık paylaşmanız önemlidir. Umut ediyoruz ki Sizin sıcak ve samimi yaklaşımız diğer Kuruluşlara da örnek olur. Bizim görevimiz kuruluşların ya da siyasilerin yanında olmak değil, aksine onların bizim yanımızda olması bir vatandaşlık görevidir.
    Dolayı ile Aziz Şehitlerimiz ve Kahraman Gazilerimiz,
    “ Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, İlelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”diyerek Gençlimize Hitap eden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e 
    Yurdunu, Milletini özünden çok seveceğine, açtığı yolda gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğine yemin ederek varlığını Türk varlığına armağan etmiş kahramanlardır.
    Bu uğurda Şehitlik mertebesine ulaşan Aziz Şehitlerimizin Geride bıraktıkları Gözü yaşlı ailelerine ve Gazilerimize sahip çıkmak insanlık görevi olduğunu bir kez daha vurgulayarak görevini unutanlara sizin aracılığınızla tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Dedi.
     Üniversitemiz ile Yunus Emre Enstitüsü arasında 13 Şubat 2012 tarihinde eğitim işbirliği protokolü imzalandı.
                Türk kültürünün, tarihinin, dilinin ve edebiyatının daha iyi tanıtılması ve öğretilmesi amacıyla araştırmalar yapmak, farklı kurumlarla işbirliği yaparak bilimsel çalışmaları desteklemek ve ortaya çıkan sonuçları çeşitli yayınlar vasıtasıyla kamuoyuna duyurmak amacına yönelik faaliyetler yürütmekte olan Yunus Emre Enstitüsü ile Üniversitemiz arasında 13 Şubat 2012 tarihinde Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan ve Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız tarafından imzalandı.
                Protokol çerçevesinde Türkiye’yi ve Türk kültürünü en iyi şekilde tanıtılması ve Türkçenin yurt dışında öğretiminin yaygınlaştırılması amacıyla kurumlar arasında belirlenen esaslar çerçevesinde, ihtiyaç duyulan bütün alanlarda gerekli desteğin sağlanması ve bu bağlamda koordineli olarak çalışılması kararlaştırıldı.
                Tören sonunda Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan ve Rektörümüz Prof. Dr. Ekrem Yıldız tarafından karşılıklı hediyeler sunuldu.
     Gazeteciler, askerler, milletvekilleri, savcılar, genelkurmay başkanı, M.İ. T. müsteşarı derken…
     
     Geçtiğimiz günlerde MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİNE üye olan efsane komutan Özbek vatanın tehlikede olduğunu belirterek MHP ye o nedenle üye olduğunu belirterek her hangi bir menfaat gözetmeksizin eskiden beri ruhumda olan partiyi seçtim bir nefer gibi verilen görevi yapmaya hazırım dedi.
     
     Hastanemiz Nevroloji Kliniği, 17.01.2012 tarihinden itibaren aktif hizmet vermeye başlamıştır.
    Yrd. Doç. Dr. Eyüp KOÇ,’un Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinde göreve başlaması ile birlikte acil hemodiyaliz, biyopsi ve nevrolojik hastalıklara ait tanı ve tedavi hizmetleri artık hastanemizde verilmektedir.

    Yrd. Doç. Dr. Eyüp KOÇ, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nevroloji Bilim Dalında eğitimini tamamladıktan sonra, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Nevroloji uzmanı olarak çalışırken, Fakültemizin Nevroloji Bilim Dalına atanmıştır.
     Kırıkkale de hiçbir lokantada olamayan gelenek sadece Bol Kepçe işkembecisinde mevcut şöyle ki yemeklere kullanılan malzemelerin tamamı ev yapımı(SALÇA,SİRKE,NANE,TURŞU,TEREYAĞI,ÖZELLİKLE CİN BİBERİ,ve buna benzer akla gelmeyen daha neler hele özellikle işkembe temizlemesi hiçbir katkı maddesi kullanılmadan örneğin kansoloji madde üreten sütkosnik hiç kullanılmadan elde yapılmak suretiyle tamamen hijyenik odlunu belirten iş yeri sahibi şöyle diyor gelen gören dostlarına tavsiye edeceklerdir diyor.

     Kimin çarkında ayrıldılar bilinmez ama daha evvelleri bu ikiliye pek haince baktıkları bilinir ve sayılırlardı ama gelin görün ki meret ekonomik kriz bazı küçük işletmecilerin defterini dürünce eski Türkçe dört gibi eğilip bükülmeye başladılar.dolayısı ile bizlerde düşünmek zorunda kaldık bu derginin sponsoru kimler diye ve ayrıntının içinde kimler gizlendi diye.

    Ekonomi

    İŞSİZLİK FONU HAZİNDİR SONU
    ANKARA- CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Konya TV’de canlı olarak yayınlanan Ankara
      ORMAN BAKANLIĞI KAÇ PARÇAYA BÖLÜNDÜ
      TÜRKİYE KAMU – SEN
      KIRIKKALEDE ALIŞVERİŞ REKABETİ
      SAHTE BİLETLERE DİKKAT!
      EMEKLİYE ZAM

    Kültür - Sanat

    ABDUL LATİF ŞENER BAŞBAKAN TEHDİTMİ EDİLDİ DERSİNİZ?
    ANKARA- Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Konya TV’de konuk olduğu Ank
      ABDUL LATİF ŞENER BU HÜKÜMETTE DEMOKRASİ ÇOK AZ YOLSUZLUK ÇOK.
      ÖZELLEŞTİRMEDE KIVILCIMLAR BAŞLADI ÖRNEK(ENERJİ SA)
      KIRIKKALE BELEDİYESİNİN TARİHİ YERLERDE TADİLAT BÜLTENİ
      AK Parti Ankara Milletvekili Prof. Seyit Sertçilik:
      KIRIKKALE YÜKSEK İHTİSS HASTANE DEĞİL SANKİ ( 5) YILDIZLI OTEL

    Kadın - Aile

    (KIYAD)’DEN İHTİYAÇ SAHİPLERİNE EŞYA YARDIMI
    Kırıkkale Bağlar başı Mahallesinden Hacı bey TOKİ  alt gelir gurubundan yeni  evlerine taş
      ENGEL TANIMIYORLAR
      TACİZ VE ŞİDDETE UĞRAYAN KADINLAR SOLUĞU VALİLİKTE ALIYOR!
      Kadın Dayanışma ve Destekleme Derneği Vali GÜNER'i Ziyaret Etti
      Vali GÜNER Evinin Kapılarını Şehit ve Gazi Yakını Öğrencilere Açtı
      Demir ve Doğan ailelerinin mutlu günü
    SİYASET
    DÜNYA

    BBP’DE TÜZÜK SORUN DEĞİL AVANTAJ
    ANKARA- Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, her Çarşamba akşa

    BU HÜKÜMET İSRAİL’E RESMEN ÇANAK TUTUYOR
    Saadet Partisi Kırıkkale İl Başkanı Faruk VURGUN' Yabancılara toprak satışındaki kısıtlama oranının
      KIRIKKALE BELEDİYESİ MİNİK S
      Vali GÜNER’den Bakan Ziy
      Kırıkkale spor ikinci etap kam
      BELEDİYE’DEN 710 SPORCUY

    SAĞLIK
    YEREL HABERLER

    TRAFİK KAZASI GEÇİREN ÜÇ AK PARTİ MİLLETVEKİLİ KIRIKKALE YÜKSEK İHTİSASTA TEDAVİ
    Trafik kazası geçiren üç Kayseri Milletvekili İsmail TAMER, Ahmet ÖKSÜZ

    GARNİZON VE MÜHİMMAT KOMUTANI ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİ ZİYARET ETTİ.
    Garnizon ve Mühimmat komutanı Tuğgeneral Selçuk Bayraktar oğlu Şehit Aileleri ve Gaziler
      İŞ KAZASINDA DÜNYA REKORU KIRI
      KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAK
      BÜTÜN LOKANTALAR BÖYLE OLSA.
      İHTİSAS'TA MUAYENE SONRASI TAH
      KIRIKKALE HALKINA MÜJDELER OLS
      BUDA EMEKLİNİN ŞEYİ
      BU HASTAHANE YÜZ KATLIDA OLSA
      KIRIKKALE TRAFİĞİNİ MEJNUNLAR
      BÖYLE DÜZENE AŞK OLSUN
      BU TABELA NE DEMEK İSTİYOR YAS

    EKONOMİ
    YAŞAM

    İŞSİZLİK FONU HAZİNDİR SONU
    ANKARA- CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Konya TV’de canlı olarak yayınlanan Ankara

    Bahşılı Kızılay Kuru Gıda ve Konserve Et Dağıtıyor
    Türkiye Kızılay Derneği Bahşılı Temsilciliği , Zorlu İklim şartlarında ihtiyaç sahibi ailele
      KIRIKKALİ DE Fİ YAPI TUTUNABİL
      YAPILANIN KÖTÜSÜ OLMUYOR.
      VUSLAT DERNEĞİ YARDIM KAMPANYA
      HER NE KADAR VANDA DEPREM OLSA
      KENDİNE LAİK GÖRMEDİĞİNİ BAŞKA
      BUDA EMEKLİNİN ŞEYİ
      BU HASTAHANE YÜZ KATLIDA OLSA
      KIRIKKALE TRAFİĞİNİ MEJNUNLAR
      BÖYLE DÜZENE AŞK OLSUN
      BU TABELA NE DEMEK İSTİYOR YAS
     


    KIRIKKALE BELEDİYESİNDEN KIRIK

    Kırıkkale Belediyesi zor günler

     

    KIRIKKALE BELEDİYES
    11-12 Kasım 2011 tarihlerinde Ankara Etlik Yü

     

    Vali GÜNER’den
    Sayın Valimiz Hakan Yusuf GÜNER, Gençl

     

    Kırıkkale spor ikinc
    Kırıkkale spor  kendi  tesislerinde ilk

     

    Köşe Yazıları

    Naime DAĞSEVEN AKBİN İçimizden geldiği gibi…
    M.Ali ÇetinerBENDE TAKDİR ETMEYE BAŞLADIM BAŞBAKANI
    İsmet DUMAN MEYVE AĞAÇLARI NEDEN BUDANMALI ve BUDAMA ZAMANI
    Ahmet Turugut“Ne Şiiyem men, ne Sünni Müslümanem, Muhammedî.”
    Fazlı GüventürkKİMSEYİ SEVMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
    Fatma GERÇEK DİNDAR GENÇLİK İSTEMEYEN KİM?
    Melek Elvincanım kardeşim Ahmet
    Ecrin BeyzaHayatımız Ve Ertelenmişlikler
    Vildan EvciDEPREM…
    Eda TOPRAK OKYANUS MANZARASI

    Toplam Ziyaretçi Sayımız

    Şu ana kadar
    350776
    Sayfa izlenimi aldık. Mart 2010

    Künye

    Site Künyesi

    Site Sahibi: Mehmet Ali Çetiner

    SİTE AVUKATLARI:

    ABDULLAH PEKGÖZ

    ŞAMİL ÖZDEMİR

    MEHMET ALİ ÇETİNER

    0543 974 99 00

    ADRES : YENİDOĞAN MAHALLESİ

    CUMHURİYET CADDESİ

    KAT:3 NO:45KIRIKKALE / MERKEZ





     

    Site Tasarım : M.Ali ÇETİNER