ANA SAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE KÜNYE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Haberler

Yeni Sayfa 3


KIRIKKALE
Günün en yüksek ve en düşük sıcaklığı gösterilmiştir

Online Ziyaret Durumu

       

REFORM

Serpil  ERBAY

25 Kasım 2020, 14:59

Serpil ERBAY

Referandum sonrası hükümetin geldiği durumunu irdelediğimizde karşımıza inanılmaz sonuçlar çıkıyor. Muhalefetin verdiği bazı önergeler var, hiç gündeme getirilmeyen, kimsenin umurunda olmayan, cevap verilmeyen. Düşünüyorum da vatandaş bazı şeyleri çabuk unutuyor. Mesela muhalefetin referandum ile ilgili söylediğini unuttu. Geçen haftaki gündem olan reformu bile unutmak üzereyiz. Peki, nasıl çıktı bu reform tartışması? Bir anda oluşmadı reform gündemi. Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, Bülent Arınç ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne destek veren bazı köşe yazarlarının yaptığı açıklamalara göre kamuoyunda bir beklenti oluştu. Bu beklenti de her geçen gün katlanarak, peş peşe yapılan güçlü ifadelerden sonra büyüdü. Amerika Birleşik Devletlerinde seçimler yapıldı ve bu seçimlerde Türkiye kamuoyu ikiye ayrıldı. Özetle, Adalet ve Kalkınma Partisi taraftarları Trump’çı, muhalefet ise Biden’cıydı . Biden’ın seçilmesinden sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden Sayın Berat Albayrak’ ın ‘’instagram’’ üzerinden istifa etmesi ve peşinden adalete, hukukun üstünlüğüne, Avrupa Birliği normlarına vurgu yapan açıklamaların gelmesi böyle bir beklentiyi yarattı. Dünyada eşi benzeri olmayan bu istifa sürecinden sonra, Sayın Berat Albayrak’tan hala ses seda yok. Ülkenin hazinesini yöneten bir bakan istifa ediyor ve neden istifa ettiğine dair ortalıkta somut bir açıklama yok ve Sayın Albayrak istifa ederken ‘’At izi it izine karıştı’’ gibi ucube açıklamalarda bulundu. Nedir karışan? Kim kime karıştı ne oldu da tam da bu günlerde Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptıkları farklı konuşmalarda, bu beklentiyi doğuran çeşitli açıklamalarda bulundu. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ‘’Ceza hukuku, adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.’’ dedi ve hakim ve savcılara doğrudan bir mesaj gönderdi. O konuşmaların bazı bölümlerine, satır aralarına baktığımızda şöyle mesajları da görebiliyoruz. ‘’Karar verirken o ne der, bu ne der diye bakmayın, kişiye ve konjonktüre göre karar vermeyin; Anayasa ve hukuk kuralları ne diyorsa ona göre karar verin’’ diyor. Aslında hakim ve savcıları rahatlatan bir söylem. ‘’Tutukluluk süreleri ve yargılamaların adil olmadığı ve düzenlemelerinde bu yönde yapılması gerektiği ‘’ yönünde bir açıklamaları da vardı. Yani bir iktidar ‘’hukuk reformu yapacağız’’ diyorsa demek ki ciddi bir problem var ki yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor. Yargıdaki çarpıklıkları zaten herkes biliyor, sadece gerekli mercilerin itirafı gerekliydi ve bu itiraf sonrası vaatlerin de yerine getirilmesi gerekir ki güvenilirliği olsun. Bu itiraf bile bence reform sayılır şimdilik. Son yıllardaki yapılan kamuoyu araştırmalarına göre hukuka, yargıya güven %2 düzeyinde. Yani Türkiye Cumhuriyetinde yaşayanların %98’i yargıya güvenmiyor. İktidar böyle bir kabile sistemini nereye kadar götürebilir. Gitmiyor da zaten. Mesela Abdulhamit Gül ‘’Hukuk güvenliğini vatandaş lehine koruyacak, daha da güçlendirecek, tutuklamayı istisna olarak değerlendirecek uygulamaları sağlayacağız’’ diyor. Demek ki ülkede hukuk güvenliği kalmadı. ‘’Vatandaş lehini korumamız için güçlendireceğiz. ‘’ demek, hukukun olamadığını gösteriyor. Sokaktaki vatandaşın bildiğini Adalet Bakan’ı dile getirdi. ’’ Asıl olan tutuksuz yargılamadır, tutukluluk istisnadır’’ diyor yani bunlar zaten bizim Anayasamızda mevcut kurallardır. İnsanları yargılarken Anayasa zaten kuralları çerçevelemiş, Adalet Bakanı kurallara değil, uygulayıcılara vurgu yapıyor, Cumhurbaşkanı yasalarda sorun var diyor. Gerçek olan her şeyde sorun olması. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ na tehdit mektubu geliyor, iki gün bekleniliyor, ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı suç duyurusunda bulunduktan sonra savcılık harekete geçiyor. Etki tepkiyi beklemeden gerekenin yapılması gerekli değil midir? İçeri atılan gazetecilerimizin hangisinin suçu kanıtlanabildi. Uydurma gerekçeler ile aylarca, hatta yıllarca içerde tutulup sonra ‘’pardon’’ denilmesi hangi zararları telafi etmeye yeter? Peki yargıda reform yeterli mi? Yetmez tabi ki. Medya ve ekonomide de ciddi reformlar gerekli. Hükümetin görevi huzuru, barışı ve can güvenliği sağlayıp yaşanılır bir ülke yaratmaktır. Bunun temelini de şüphesiz yargının bağımsızlığı oluşturur. Cemil Çiçek sözün özünü söyleyerek doğru bir saptama yapmış ‘’ Bize Topyekün Tevbe-i Nasuh Lazım’’ derken, ‘’reform’’ kelimesi az geliyor.

Bu haber 1441 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
RESTORANLAR AÇILMALI22 Ocak 2021


  Yönetici Girişi 

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi