Evet Adalet, daima adalet...
Adalet her zaman denge unsuru olmuştur. Adalet'in olmadığı yerde dengeler bozulmuştur.
Bilinen bir olayı örnek vererek konuyu irdelemekte yarar var..
*
İsveç Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Mona Sahlin, evine giderken yolu üstünde bulunan markete uğradı. Alışveriş yaparken de gözü çikolatalara erişti, canı çekti.
Piramit biçiminde, içinde badem olan, biraz da ballı ürün "Toblerone" çikolatalardan bir paket aldı.
Fiyatı 10 Euro idi.
Ödemeyi yaptı.
Birkaç hafta sonra maliye müfettişleri kapısına dayandı ve hakkında soruşturma başlatıldı.
Çünkü çikolatanın ödemesini devletin verdiği kredi kartı ile yapmıştı. Hesap vermeye koyuldu.
Dünya siyasi ahlak tarihine geçen "Toblerone Davası" başladı.
*
Kendi istemi ile defalarca yargı önüne çıktı, dalgınlıkla kendi kredi kartı yerine devletin kredi kartını kullandığını, amacının hazineye zarar vermek olmadığını anlattı.
Tüm yaptığı harcamalar incelendi, mal varlığı didik didik edildi. Sonunda aklandı...
Aklanmakla kalmadı, harcadığı kredi kartı karşılığını ödediği gibi 15.000 kron da para cezası ile cezalandırıldı...
Şimdi size soruyorum;
Bizim ülkede böyle bir şey yaşanabilir mi?
*
Değerli dostlar,
Konuyu fazla uzatmayacağım;
Mona Sahlin sonunda aklandı...
Darısı aklanmayı bekleyenlerin başına..
Adalet işte böyle bir şey...
Güçten daha büyük bir şey var,
o da adalettir..
Adalet herkese eşit olmalı, eşit mesafede olmalıdır..
*
Demem o ki;
Bir devletin veya düzenin esası adalettir.. Adaletin olmadığı yerde de ahlaktan bahsedemezsiniz..
Geleyim sözümün özüne;
Zalimin zulmü tabi ki ayrı, apayrı...
Ya dost bildiklerimizin tavrı?
Daha ayrı, daha da acı...
Siz 39 yıllık hayatı, bir omuz çantasına sığdırmanın ne demek olduğunu bilebilir misiniz.!?
Adalet yoksa denge de yoktur.
Unutmayın.!
"BEKİR EROĞLU"
