Bekir EROĞLU


DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK...

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK...


Değerli okurlarım;
Baştan söylemekte fayda var; 
Bu paylaşımı okurken lütfen beni yanlış anlamayın... 
Din ve inanç, bir milleti 'Millet' yapan etmenlerin başında gelir... 
Bu yüce değere elbette dört elle sarılıp, gereklerini yerine getirmeliyiz, bu bir...

İkincisi de, inancımızın gereklerini ifa ederken hayatın birtakım gerçeklerini ve gereklerini de göz ardı edemeyiz, etmemeliyiz, değil mi?

İşte bu girişgahımı göz önüne alarak paylaşımı okumanızı istiyorum...
*
1600’lü yıllarda Osmanlıda Hızır peygamberin sağ olup olmadığı tartışılıyordu…
Peki Avrupa ne yapıyordu?
Avrupa’da Gueriche, ilk jeneratörü;
Thomas Savery de, ilk buharlı makineyi yaptı... 

1600’lü yıllarda Osmanlıda Hazreti peygambere saygı olsun diye “Sallallahu aleyhi vesellem” demenin gerekip gerekmediği tartışılıyordu...
Avrupa’da ise Pascal, ilk hesap makinesini; 
Newton, yerçekimi yasasını buldu... 

1700’lü yıllarda Osmanlıda Hz. peygamberin anne ve babasının mümin kabul edilip edilmeyeceği tartışılıyordu..
O zamanlar Avrupa’da 
Newton, ”Optik” adlı kitabını yayımladı. 
Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı... 

1700’lü yıllarda Osmanlıda firavunun imanla ölüp ölmediği tartışılıyordu...
Avrupa’da J.Watt, uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı;
Montgolfier kardeşler, ilk uçan balon yolculuğunu gerçekleştirdiler... 

Osmanlı bu yüzyıllarda Muhyiddin Arabî’nin Şeyh-i Ekber (Büyük Şeyh) kabul edilip edilmeyeceğini tartışırken;
Avrupa’da Trevithick, ray üzerinde giden ilk treni (1804) yaptı... 

Bu yüzyıllarda Osmanlı kahve ve tütünün haram olup olmadığını tartışırken;
Avrupalı stetoskobu ( Kalp ve akciğer dinleme cihazı,1816) bulmuş;
Ampère, elektrik akımını ölçen ampermetreyi yapmış,
Faraday, elektromanyetik kuramları geliştirmişti... 

Bu yüzyıllarda Osmanlı ezanı güzel sesle okumanın gerekli olup olmadığını tartışırken;
Avrupalı Londra’da ilk yer altı trenini (metro) (1863) yapmış,
Plante, kurşunlu akümülatörü(1859),
Graves Otis ise, asansörü bulmuştu...

Bu yüzyıllarda Osmanlı medresesi Yezit’e lanet etmenin gerekip gerekmediğini tartışırken;
Batı’da Cooke ve Wheatstone ilk elektrikli telgrafı buldu...
*
Kanuni’den sonra yozlaşmaya başlayan Osmanlı medresesi türbelerin ziyaret edilip edilmeyeceğini tartışırken;
Batı’da Lavoisier, (1781) kimyaya nicel yöntemleri yerleştiriyor, kütlenin korunumu yasasını buluyordu.

Bu tarihlerde Osmanlı medresesi, kandillerde toplu olarak namaz kılınıp kılınamayacağını tartışırken;
Batı’da Avogadro, Birleşen Hacim Oranları Yasası’nı buluyor (1811) ve kimyada yeni bir çığır açıyordu..

Yozlaşan ve gittikçe geriye giden medrese, “Selamlaşırken eğilmeli mi?” gibi (!) çok önemli bir soruya cevap ararken;
Batı’da J.J. Thomson, atomun yapısındaki elektronları keşfediyordu...

Osmanlının ilk ve tek gözlemevi olan Takiyüddin'in Rasathanesi,
"Meleklerin bacaklarına bakıldığı " iddia edilerek, dönemin Şeyhülislamının "Rasathâneler bulundukları ülkeleri felâkete sürükler" fetvasıyla, top atışına tutularak 22 Ocak 1580'de yıkıldı.

Velhasıl, Osmanlının 400 yıllık geri kalmışlığının faturası Cumhuriyete çıkartılıyor...
Avrupa Rönesans ve Sanayi Devrimi ile uğraşırken Osmanlı yukarda anlattığım gibi dini konuları tartışıyordu.
*
Iskalamanın en son örneğine ilişkin özet; 
Batı, 25 Aralık 2021 tarihinde James Webb Uzay Teleskobunu uzaya gönderdi. Bu teleskopla 13,5 milyar ışık yılı uzağı, yani evrenin ilk yıldızlarının oluştuğu zamanı görmeyi imkânlı kılacak. 

Bizler ise şarkı sözünde Hz.Adem'e hakaret edildi mi polemiği içerisindeyiz... 
Yani değişen bir şeyin olmadığı görüyoruz...

Mehmet Akif Ersoy, Safahat'ında,
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?" demiş
Velhasıl tarih tekerrürden ibaretmiş. 
Zira bugün de aynı durumdayız .

Uzun lafın kısası;
Atatürk'ün izinden gitmeliyiz dostlar.
Atatürk aydınlanmanın, çağdaşlığın ve bilimin adıdır. Bu sebeple Atatürk'e karşılar.  Atatürk'ün izinden kopmak demek felaket demektir, Osmanlı gibi gerileyip çökmek demektir. 

Ben sözümü Sümerlilerin güzel bir lafı ile bitirmek istiyorum;
"Kokan ayaksa çorap değiştirmek nafile. Kokan başsa ayakla uğraşmak nafile..."

Bekir Eroğlu-Samsun