Ben Vali olsam hiç boş durmam, örneğin haftada bir kere olsun bulunduğum şehrin esnafını dolaşırım, yanım da acentemi tutan bir katip ile dertleri dinlerim. 15 günde bir basını toplarım, ama hiç ayırt etmeden. Artık kâğıtile uğraşan gazeteciler, ilkel oldu çağ bilgisayar çağı olduğu için, kağıt devri bitti, kağıt ancak çıktıya yarıyor. Basınla toplantı yaptığım zaman emniyet müdürünü mutlaka toplantıya çağırırım. Basın bulunduğu şehrin istihbaratıdır, gördüğünü duyduğunu izah edebilir. Artık kağıttan gazetecilik tarihe karışıyor devir teknoloji devri, normal gazeteyi pek okuyan kalmadı. Çay ocaklarına ve kahvehanelere dağıtılan gazetelerin resmine bakıp geri bırakıyorlar. Çağ sanal basın çağı, Kırıkkale de çıkan gazeteleri Kırıkkale'nin ilçeleri bile görmüyor, ama sanal basını deniz aşırı ülkeler okuyor. Örneğin, Norveç'te ve Amerika?da okunan haber siteleri var, mesela kral 71?i TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE 70 kişi okuyor. Boyalı gazeteyi, TBMM de istekleri dışında kaç kişi okuyor? Ben vali olsam, hastanelerde dönen dolaplardan haberim olur, temiz mi? Pis mi? Örneğin, eskisi gibi üniversitelerin muhtariyeti kalmadı. Yapılan adaletsizliğe müdahale ederdim. Şehirde asayiş berkemal mı? Yoksa mahalleleri uyuşturucu mu götürüyor? Hırsızlık olayları ne halde? Hesap sorarım, velhasıl halka kulak veririm, bir şehrin valisi Hazreti Ömer gibi olmalı diye düşünüyorum. Ey okur! işte gönül bu ya, böyle bir düşünceye daldım ve sizlere içimi dökmüş bulundum. Kusurum var ise af ola.