Bekir EROĞLU


BEBEK, AİLEYE SEVİNÇTEN ÇOK ACI GETİRMİŞ...


Değerli okurlar, Her an siyaset her gün siyaset; gına geldi yani, öyle değil mi? Bu gün siyasetten uzak durarak yüreğinizin burkulup, içinizin yandığını hissedeceğiniz bir yazı paylaşacağım sizlerle. Bahse konu olan yazarımızla yapılan bir röportajı ilk okuduğumda çok duygulanmıştım; Hissiyatıma sizleri de ortak etmek istiyorum, müsaadenizle. ?? Kendisini bir edebiyatçıdan ziyade bir ?yazı yazma hastası? olarak tanımlıyan ve tamı tamına 312 romana imza atan, edebiyatımızın unutulmaz isimlerinden ve hemen hemen { daha ziyade ilkokul çağında} her çocuğun mutlaka bir eserini okuduğu bir yazarımızdan; KEMALETTİN TUĞCU'dan bahsedeceğim... Tarih 27 Aralık 1902. İstanbul-Çengelköy?deki sarayın kilercibaşısı olan büyük dedesi Ömer Bey?e hediye edilen köşkte, iki ayak tabanı içe dönük olarak doğmuş sakat bebek; Aileye sevinçten çok acı getirmiş. Henüz bir haftalıkken bir çıkıkçı ayaklarını tahtalara sarmış bebeğin. Sargıların açılmaması tembihine rağmen babası, bebekten yükselen feryatlara dayanamamış. ?İşte babamın acıma duygusu yüzünden ben sakat kaldım ve ömrüm boyunca sakatlığın bütün ıstırabını çektim. Bu sakatlık yüzünden gençlik hayatımı yaşayamadım ve okula da gidemedim. Çünkü her iki ayağımda da yaralar açılır, aylarca yürüyemezdim, ancak evin içinde dizlerimin üzerinde dolaşabiliyordum.? der kendisiyle yapılan bir röportajında. Ve hayatı boyunca, sakat kalmasına neden olan babasını hiç affetmemiş. Okula gidemeyen yazar, okuma yazmayı kendi kendine sökmüş. Sakatlığı nedeniyle kitaplarla çevrili bir hayal dünyasında yaşamış. Oynayamadığı oyunları, yaşayamadığı hayatı hayallerinde canlandırmış hep... Yazı serüveni ise, melankolik bir döneminde annesine aldırdığı bir defterle başlamış. Bir defterden diğerine koşup durmuş kalemi. Çok kalabalık bir aile ortamında yaşamasına karşın, kendi ifadesiyle 26 yaşına kadar münzevi bir hayat sürmüş... Yazmak ise tek tesellisi hayatı boyunca... ?Kağıdı makineye taktığımda ne yazacağımı bilmem. Kelimeler bir biri ardına gelir.? diyor. Kendisini etkileyen bir söz, bir görüntü kalemini harekete geçiriyormuş. Zaten kurşun kalemi ve defteri sürekli yastığının altında hazır ol vaziyetindeymiş. Kendisini edebiyatçıdan çok bir ?yazı yazma hastası? olarak tanımlıyor. Kemalettin Tuğcu?nun vefatına kadar 312 romanı yayınlandı... Onun romanlarında, itilmiş, horlanmış, terk edilmiş, yoksul ve yalnız insanlar bu durumlarını onurla taşırlar. Kimseden bir dilim ekmek istemeden, boyunlarını büküp gözyaşlarını içlerine akıtarak, kadere rıza göstererek hayatlarını sürdürürler. Ya da romanlarından birindeki gibi: ?Koca köşklerde, zengin evlerinde huzur yoktur, ama bir somun ekmeğin paylaşıldığı bir gecekonduda sevgi vardır. Vita tenekesinin içine ekilmiş sardunya, yaşam coşkusu verir ev halkına.? der. ?? İlk ve tek ödülü olan 1995 yılında TÜYAP Kitap Fuarı?nda Onur Ödülü?nü aldığında 93 yaşındaydı. 25 sene önce hayata gözlerini yumdu... Ruhu şad mekânı cennet olsun. Saygı ve rahmetle anıyor; 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı yürekten tebrik ediyorum. Bekir Eroğlu , Samsun. (Türk Metal Sendikası Genel Merkezi Eski Basın Müşaviri.)-18.05.2021