Değerli okurlar, bugünlerde Türkiye gündemini takip etmek oldukça zor; ülke bir gündeme yoğunlaşırken, bakıyorsunuz başka bir olay gündemin üst sıralarına yerleşmiş.
Tıpkı Sedat Peker polemiğinde olduğu gibi. Bu polemik bana "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söylermiş." deyimini hatırlattı..Yani, çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını arz edermiş..
Büyük lider yıllar öncesinden bakın ne demiş:
"Eşkiya ile arabuluculuğa kalkışanlar, gün gelir o eşkiyanın kanında boğulurlar.." demiş.
Devlet idaresinde olanlar, bu anlamlı sözü kulağına küpe etmeli diyerek bir kıssa ile başlamak istiyorum yazıma..
Ve 40 yıldır ülke gündeminin üst sırasını işgal eden terör belasına vurgu yaparak siz değerli okurlarımın, anlatacağım kıssadan kendilerine bir pay çıkarmasını istiyorum..
??
Sene 1400'lü yılların başı;
Yıldırım Bayezid Han?ın en sevdiği oğlu Ertuğrul, Sivas?ta vali olarak bulunuyordu.
Timur Han (namı diğer Aksak Timur) bütün İran?ı ele geçirip bir kasırga gibi Doğu Anadolu?ya girer. Osmanlı Devleti'nin o zamanki en uzak noktası Sivas'tır. Timur, hızla Sivas?ı kuşatır ve Ertuğrul'dan teslim olmasını ister.
Şehrin kumandanı olan Ertuğrul bunu reddedince şiddetli bir kuşatma başlar. Timur'un içeriden elde ettiği adamları, şehrin kapılarını gizlice Timur askerine açınca, Sivas Timur?un eline geçer. Ertuğrul ise bir avuç askeriyle çarpışa çarpışa şehid olur..
Bu haber Yıldırım?a ulaşınca bitap düşürek acılar içinde kalır. Bir yandan Ertuğrul gibi bir oğul, diğer yandan Sivas gibi bir kalenin kaybı onu çok derinden yaralar.
Oğlu Ertuğrul'un ve Sivas halkının başına gelenler aklından birtürlü çıkmamaktatır.. Bu yüzden biraz efkâr dağıtması için veziri Çandarlı Ali Paşa, arasıra Uludağ sırtlarına doğru gezintiye çıkarır hünkarı..
Yine birgün yanında veziri olduğu halde dağ eteklerine çıkmıştı.
Biraz sonra, koyunlarını otlağa salmış, sırtını bir ağaca yaslamış bir çobanın kavalıyla içli içli havalar çaldığını duydular ve o tarafa doğru yöneldiler.
Bir müddet gözyaşları içinde çobanın ezgili nağmelerini dinledikten sonra Yıldırım Bayezid Han:
-- ?Çal çoban çal...Keyif de senin, rahat da senin. Kaybettiğin neyin var ki. Sivas gibi kalen mi gitti, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Çal çoban çal.? diye serzenişte bulunur.
??
Değerli okurlar;
Şimdi bu kıssadan hareketle asıl meseleye gelmek istiyorum..
Birkaç gün önce Polis Özel Harekat (PÖH) timlerinin Suriye?ye uğurlanışı, hem ailelerine hem de onları uğurlamaya gelen vataşdaşlara duygu yüklü anlar yaşattı...
40 yıldır bu güzel ülkemin başına musallat olan, edilen terör belasına lanet ettim bir kere daha...
Ne menem bir şeymiş bu terör belası. Gün geçmiyor ki bir ananın yüreği yanmasın, bir ocağa daha ateş düşmesin...
40 yıldır bitmiyor, bitiril(e)miyor.
Üstelik bu belanın son yirmi yılı tek parti iktidarında oluyor.
Belanın önüne neden set kurulmaz, bitirilmez?
Bu haftaya yine acı haberle başladık. Pençe-Şimşek Harekâtı'nda havadan ikmal yapılırken Uzman Onbaşı Eyyüp Gergin'i kaybettik... Mekânı cennet, Kayserili şehidimiz 25 yaşındaydı.
Hani derler ya; "Ateş düştüğü yeri yakar" diye. Kim ne söylerse söylesin, gerisi lafügüzaf dostlar.
Evet ateş düştüğü yeri yakıyor her daim!
Böylesi günlerde rahmetli anamın terör belasına karşı vurdumduymaz olanları gördükçe sık sık ettiği şu sözü aklıma
gelir;
"Köy yanar yosma saçını tarar diye boşuna dememiş atalar oğul"
derdi rahmetli..
Evet, ortalık yanıyor, yanıyor ama yosma saçını taramayı ha
bire sürdürüyor.
Dünya umurunda değil...
Omurgasızlığın vücut bulmuş halidir bu.!!
Omurgasızlığın, seviyesizliğin ve de ahlâksızlığın dibine
vurmak diye işte buna denir.
Ben lafı fazla uzatıp canınızı sıkmak istemem. Kısa keseceğim. Velhasıl demem o ki;
Benim sözüm, bu türden olaylara karşı devekuşu politikası takip edenleredir elbette...
Devekuşu politikası izleyerek, her durumdan nemalanmak için utanmadan, sıkılmadan ve de yüzleri kızarmadan sömürüye devam ediliyor..
Ne zaman başkasının çocuğunu kendi makamı ve siyasi ikbali için ölüme gönderen ve peşinden utanmadan, sıkılmadan oy devşirmeye çalışarak hamaset yapan kadroların varlığına şahit olsam, yukarıda anlattığım kıssadaki yaşanmışlığı hatırlarım hep.
Sevgiyle kalın dostlarım.
Gönlünüzce geçirebileceğiniz güzel ve sağlık dolu günlerde buluşmak dileğiyle......
Bekir Eroğlu,
(E) Basın Müşaviri.
27.05.2021- Samsun