Gülay TUNCEL


ZAFERİN 99. YIL DÖNÜMÜ...


29 Ağustos 2021 Pazar Merhaba sevgili okurlarım, umarım herkesin sağlığı, keyfi, ekonomisi yerindedir. Gündem hareketli. Her an her şey saniyede değişiyor. Ankarayı dikkatle takip ediyoruz. Tarihte bugün neler olmuş?.. Neler oluyor dediğimizde hep aklıma değerli araştırmacı-yazar merhum Muhittin Nalbantoğlu gelir. Nur içinde uyusun. Tarihe ve Türk halkına çok güzel bilgiler bırakmıştır. 30 Ağustos'un 99. Yıl dönümünü kutluyoruz. Çok özel bir gün. 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal Atatürk başkumandanlığında büyük zaferle sonuçlanan 30 Ağustos Zafer Bayramı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de kutlanan resmi ve ulusal bayramlarımızdandır. Bu topraklarda gözü olan çok, kıskanan çok, güçlüyüz çünkü.. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmeye başlaması ve yapılan büyük mücadele sonrasında kazanılan topraklarımız diye... her yaşanılan arşivlere geçen tarihimizin hikayesinden, 30 Ağustos Zafer Bayramına ilişkin birçok tarihi bilgiyi, belgelerle sunardı. Dünyadaki görevi son bulunana kadar sürekli araştırıp yazan, not alan Muhittin Nalbantoğlu Büyük Taarruza ilişkin bakın neler kaleme almış. Muhittin Hocam, cennet mekanın olsun. Seni hiç unutmadık. Yazdığın birçok kitap, tarihi bilgi ve eserle sen kalbimizde yaşıyorsun. İşte senin yazmış olduğun bilgiyle. 30 Ağustos Zafer Bayramının 99. yıl dönümünü kutluyoruz. Muhittin Nalbantoğlu'nun yazısını sizlerle paylaşıyorum. "30 Ağustos 2017 Çarşamba Dünya tarihi kaybedilmiş zaferlerle doludur. Bizim tarihimize baktığımızda da ilk akla gelen Plevne ve Çanakkaledir. Plevne için marşlar bestelenip türküler yakılmıştır. Fakat sonunda Ruslar, Plevneyi aşarak İstanbul önlerine geldiler ve Osmanlıyı bütün tarihinin en büyük yenilgilerinden birine uğrattı. Peki bütün buna rağmen "Plevnenin zaferi neresidir?" derseniz şu izah yapılabilir: Plevne Savaşı başlamadan bütün Avrupa devletleri Türkiye'ye karşı bir tavır içindeydi. "Hasta adam" dedikleri Osmanlı'nın Plevne'de Rus ordusunu 3 defa üst üste mağlup ve perişan etmesi Türkiye'ye bir yıl kazandırmıştır. Bu arada Avrupa devletleri gafletten uyanmışlar ve Ruslara karşı cephe almışlardır. Böylece Yeşil köye kadar geldiklerinde Rusların İstanbul'a girmelerini Avrupalılar engellemiş ve Ruslar bu savaştan bekledikleri büyük başarıyı ele edememişlerdir. Eğer Ruslar bir yıl evvel İstanbul önlerine gelmiş olsalardı bu Osmanlı'nın bitişi olacaktı. Çanakkale'ye gelince; edebiyatını yaptığımız "Çanakkale geçilmez" sözü ilk bakışta kıymetini kaybediyor. Çünkü Çanakkale geçildi ve İstanbul işgal edildi. Peki Çanakkale zaferinin önemi bunun neresinde? Şurasında; eğer 1915'te Çanakkale geçilseydi, bu 1. Dünya Savaşının 3 yıl evvel bitmesi demekti ki Rusların İstanbul ve bütün Anadolu'nun kuzeyini işgal etmeleriyle ve Osmanlı'nın sonuyla tamamlanırdı. Çanakkale direnmesi çarlık Rusya'sının sonunu hazırlayıp ve Rusların Anadolu hedefini gündemlerinden düşürdü. Bu gelişme Anadolu'nun düşmandan kurtuluş harbi olan İstiklal Savaşı zaferimize temel teşkil etti. *** Peki, 30 Ağustos zaferiyle kazanılan İstiklal Savaşını Mustafa Kemal kaybetseydi ne olurdu? Bu soruyu tarihi veriler ışığında mercek altına aldığımızda sonucun Türk milleti açısından parlak olmayacağı çok açıktır. Bilindiği gibi Türk Kurtuluş Savaşı, 1. Dünya Savaşının devamıdır. Bu savaş başladığında bakir Anadolu'ya saldıran Yunan kuvvetleri yüzyıllarca besledikleri büyük bir kin birikimiyle hareket etti. Savaştaki temel gayeleri Anadolu'da bir tek Türk bırakmamak ve yerine Balkanlardaki Anadolu Rumlarını getirmekti. Anadolu hareketini başlatan Yunanlı Venizelos bunu bizzat İnönü'ye şöyle söylemiştir: "Eğer zaferi biz kazansaydık sizin bugün yaptığınız mübadeleyi, biz Anadolu'dan Türkleri sürüp atıp yerine Anadolu Rumlarını getirmek suretiyle yapacaktık." Bu Türk düşmanlığı zihniyetinin geçmişi çok eskidir. İngiliz Başbakanı Gladison "Türklerin kötülüklerine mani olmanın bir tek yolu vardır, o da onların vücutlarını yeryüzünden kaldırmaktır" der. Onun takipçisi olan Churchill, Çanakkale saldırısını başlattığında aynı kafadadır. Başkumandanı John Hamilton'a, "Türklere karşı cepheyi yarmak için zehirli gaz kullanabilirsin" talimatı verir. Hamil ton, "Savaşlarda zehirli gaz kullanmak insanlık suçudur. Bizim de altında imzamız olan Cenevre Antlaşması'na aykırıdır" itirazı üzerine Churchill, "Türklere karşı kullanabilirsin, çünkü Türkler insan neslinden değildir" karşılığıyla emrinde ısrar eder. Nitekim Çanakkale'de şehitlerin üzerinde yapılan tıbbi inceleme zehirli gazla öldürüldüklerini ortaya çıkarmıştır. *** Büyük zaferden sonra yapılan yıl dönümü kutlamalarından birinde Atatürk'ün yaptığı konuşmayı aktarmadan edemeyeceğim. Ben bunu bizzat olayın şahidi olan eski Başbakanlarımızdan Ordu. Prof. Dr. Sadi Irmak'tan dinlemiştim: "Kurtuluş Savaşının Büyük Taarruz'un bütün cephe kumandanları huzurunda Mustafa Kemal, "Filan cephede şu kumandan vardı.. Falan tümenin kumandanı falan caydı... Kurmay başkanları şuydu..." gibi cümlelerle savaşın bütün kahramanlarını adeta abartarak zikreder. Bu sözlerini yüksek sesle söylediği şu cümle takip eder: -Yani zaferin bütün şerefi müşterek... Daha sonra kendi kendisiyle konuşur gibi şu cümleyi sarf eder: -Eğer kaybetseydik tek mes'ulü ben olacaktım." *** Eğer Mustafa Kemal zaferi kazanmasaydı Türkiye'nin durumu ne olurdu? Bu sonucu günümüzden 80 yıl evvel rahmetli hamasi şairimiz Mithat Cemal Kuntay şöyle cevaplıyor: Geç kalmış olanlar da, evet, bilmelidir ki, Gazi'nin ufuklardan uzanmış elidir ki, Toptan verilen şeyleri bir bir geri aldı; Türk'ün koca tarihi bugün yoksa masaldı. Bu topraklarımız kolay kazanılmadı. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Ruhları şad olsun. "GÜLAY TUNCEL"