Bekir EROĞLU


NEREDESİN EKONOMİST

NEREDESİN EKONOMİST


Değerli okurlarım,
Eskiden hükümetler delikanlı gibi çıkar, hiç kimseden çekinmeden "%30 devalüasyon yaptık" derlerdi.

Şimdilerde ülke yönetiminde olanlar; "Dış güçler" diyor, "Merkez Bankası" diyor, "faiz sebep enflasyon sonuç" diyor, "ben ekonomistim" diyor ve arkasından da %100 devalüasyonu dayıyor. Türk milleti 3-4 hafta içinde yarı yarıya fakirleşiyor.

*
Köylümüz, çiftçimiz hiç bu kadar Tarım Kredi hacizleri ile karşılaşmamıştı. Küçük esnafımın veresiye defterleri hiç bu kadar kabarmamıştı. Altının pahalılığında, düğün davetiyelerinden artık bu kadar kaçıldığına şahit oldum.

Tarım arazileri hiç bu kadar talan edilmemiş, emiralem hiç bu kadar betonlaşmamıştı. 100 üniversite mezunu gencimizin sadece 20'si iş bulabildi. Birçoğu da meslek dışı işler... Pahalılık, cep telefonu ve internet alışkanlığı nedeniyle kahvehane kültürü adeta bitti.

Gençlerimizdeki uyuşturucu alışkanlığı önlenemeyecek şekilde arttı.  Sebze ve meyvelere pahalılıktan dolayı yeterince ilaç ve gübre atılamıyor. Çiftçilikle uğraşan gençlerimizin sayısı yok denilecek kadar azaldı.

Evet herkeste araba, traktör var ama, bunları kredi kartı ya da borç ile alabiliyor yani kazançlar artmadı, artan tüketim çılgınlığıdır. Rakılar ve şaraplar beyaz plastik bidonların içerisinde. Markası belli değil. Ev yapımı...

Anaya babaya saygı azaldı. Ancak, onlardan kalan arazileri satınca mutluluğumuz çoğaldı. Küskünlükler, boşanmalar, hırsızlıklar, delilik, hastalık ve ölümler artık hepimizin ensesinde. Duygular, örf, adet ve gelenekler bitti. Şimdi  kara para ve mal sevdası çekiyoruz. 

Evlerin önünde inek, kuzu ve tavuklar artık yok. Yumurtayı ve yoğurdu bakkaldan alıyoruz. Köyümüzde 30'a yakın koyun ya da keçi sürüsü olan aileler vardı. Şimdi ya bir ya iki.
Büyüğe saygı, küçüğe sevgi sizlere ömür. Yerli tohum ve yerli fidan artık tarihe karıştı.

*
Yaşanılan gerçekleri görüp, çözüm bulmak bu kadar zor olmasa gerek..
Açık ve bariz görülüyor...O zaman "ekonomi benden sorulur, ben ekonomistim" diyene, sıraladığım gerçeklere çözüm bulması için, 
Neredesin Ekonomist diyorum...

Değerli okurlar,
Şimdilerde olduğu gibi, eskiden üzüldüğüm zamanlar rahmetli anam sırtımı sıvazlayarak “canını sıkma oğlum” derdi. Ben bunu hep “kafana takma, üzülme” diye anlardım...
Halbuki can, kalpmiş. “Canını Sıkma” demek “Kalbini Sıkma” demekmiş.

Yukarıda sıraladığım yaşadığımız yerlerdeki gerçeklere gel de canını sıkma... Bu yaşanılan gerçekleri görmezden gelip, ağzından bal akarcasına promterdan okuyarak göz boyayıp laf sıralamak düpe düz kendini aldatmaktır...

Unutulmasın, ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.

Bekir Eroğlu