Sabah dan akşama kadar araçlarını park ettikleri yerden kaldırmayanların yüzünden caddeler temizlenemedi. Bu durumlarını dikkate almayanlar yinede belediyeyi eleştirmekten geri durup vaz geçmediler. ana alt erleri temizlemesine rağmen bazı caddeler araçlar yüzünden temizlenemedi bu kadar kışın bastırmasına rağmen Kırıkkale de can kaybı verecek trafik kazası olmadı Kırıkkale belediyesi bu yıl tuzlama dışında Silikonda kullandı karların daha tez erimesi için pekte abartılı durumun olmadığını söyleyen vatandaşlar olacak o kadar dediler. | Türk Eğitim-Sen Başkanı A.Yücel Karabacak ve yönetim kurulu üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu son atamalarla ilgili olarak Ankara’ya tayini çıkan Milli Eğitim Müdürü Mehmet Peker’e veda ziyaretinde bulundular.Ziyarette A.Yücel Karabacak öncelikle Kırıkkale Milli Eğitim Müdürü Mehmet Peker’e yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ederek ,yeni görevinde başarılar diledi.Mehmet Peker ‘de Kırıkkale’deki çalışma ortamında karşılıklı anlayış ve özveri ile okul müdürleri ve öğretmenlerimizin çalışma azmi ile beraber eğitim seviyesini yükseltmek için çalıştıklarını söyledi.Ankara’ya giderken Kırıkkale için gerekli olan eğitim öğretime katkı sağlayacak çalışmalarda son noktaya gelindiğini,örneğin Kırıkkale’de olmayan sosyal Bilimler Lisesi ve Turizm Otelcilik için ırmak kenarına yapılacak okul inşaatında çalışmaların sürdüğünü belirtti. A.Yücel Karabacak ve yönetim kurulu Mehmet Peker’in geçirmiş olduğu rahatsızlık için de geçmiş olsun dilekleriyle beraber yeni görevinde başarılar dileyerek Her zaman Kırıkkale’ ye beklediklerini söyledi. | Özellikle Kırıkkale de manavların çok olması birde kıştan dolayı yolların müsait olmadığından Antalya mersin arasındaki gecikmeler meyve ve sebzelerin gecikmesi nedeni ile işlerin kesat gitmesinden olacak ki manavlar sabahtan akşama kadar kardan adamla uğraştılar. | Suriye’deki olayların ekonomik ve sosyal yaşama etkilerini belirlemek ve alınması gereken önlemleri belirlemek üzere CHP Mardin İl başkanlığında sarf ettiği “ Askerimiz Şehit oluyor. Her iki taraftan da Şehitlerimiz oluyor. “ şeklindeki konuşmaları Aziz Şehitlerimizin geride bıraktıkları Acılı ailelerini ve Gazilerimizi son derece üzmüştür. Şehitlerimiz, Yüce Devletimizin Bölünmez Bütünlüğü uğruna canlarını siper ederek Varlığını Türk varlığına armağan etmekten gözünü dahi kırpmayan kahramanlardır. Dolayısı ile bahsi geçen vekil VATAN KAHRAM ANLARI ile VATAN HAİNLERİNİ aynı değerlendirmiştir. 19 Ekim 2011 tarihinde İzmir’ de ziyaret ettiği Şehit Ailelerimizi tesellisinde ‘Terörün Sivil Asker, Polis, Genç, İhtiyar demeden can almaktadır. Bu Terör saldırıları yüreklerimizi yakmaktadır. Şehitlerimiz hepimizin evlatları, VATAN EVLATLARIDIR. Onların aileleri bizimde evlatlarımızdır.’ Şeklinde konuşan vekilin amacı nedir? Mardin ilinde ayrı ağızdan, İzmir ilinde ayrı ağızdan konuşmanın amacı nedir? Mardin ‘de yaptığı konuşmalarının çarpıtıldığını savunan vekil “iki taraftan da Şehitlerimiz oluyor. Derken kastının askerlerimiz ve Kürt vatandaşlarımızdan demek istedim.” Şeklinde konuşması da ayrıca üzücü bir olaydır. Unutulmasın ki Türkiye Cumhuriyetinin Bölünmez Bütünlüğü uğruna kendilerini feda edenler ŞEHİT Bölünmez bütünlüğümüzü tehdit edenler vatan hainleridir. Dolayısı ile Hakkâri’ li Şehit’te bizim Çanakkaleli şehit’te bizimdir. Bu duygu düşüncelerimizle CHP İzmir Milletvekili Hülya GÜVEN’İN Yüce Meclisimizin Kürsüsünden Bütün Şehitlerimizden ve ailelerinden derhal özür dilemelerini istiyoruz. Rıfat ÖCAL Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı | ANKARA- BELDE Gazetesi Haber Müdürü ve Konya TV Ankara Temsilcisi Dursun Erkılıç’ın hazırlayıp sunduğu “Ankara’nın Zirvesi” isimli programın Çarşamba akşamı konukları (sırasıyla); AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, TÜSİA Başkanı Veli Sarıtoprak, Çankırı Valisi Vahdettin Özcan ve Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç olacak. Saat 21.00-23.00 arası canlı yayınlanacak programda; Ömer Selvi ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Niğde’yi de kaysan gezisi ve güncel gelişmeler; Veli Sarıtoprak ile sivil toplum ve STK’lar; Vahdettin Özcan ve İrfan Dinç ile Çankırı ve Ilgaz’ı tanıtım için başlatılan çalışmalar üzerine sohbet edilecek. | Gurur duymamak elde değil Kırıkkale çevresindeki dağlara 500 bin palamut 500 bin badem çekirdeği dikti, 1952 doğumlu olan Mukadder Karartı 25 yıl MKEK barut fabrikasında muhasebe şefi olarak çalışıp emekli olduktan sonra kendisini bu işe adadığını belirten KARARTI bunca zaman bu dağların ormanlarını gerek yakacak olarak gerekse başka malzeme olarak kesip yakmış veya kullanmışız ama biz, ama atalarımız. Ancak yerine yenilerini ekip dikmeyi hiç akıl etmemişiz diyen MUKADDER KARARTI kendisine yardımcı olmak amacı ile bir akrabasına teşekkür etmeyi de ihmal etmedi emanet verilen traktör için.eylül 2011 tarihinden bu yana bu işi yaptığını belirten KARARTI bana böyle bir traktörü valilik emanet etsin yakıtını ben temin ederim ve her yıl 1 milyon tohum da dikerim dedi. | Geçtiğimiz günlerde karakeçili, Bahşili ilçelerinin kongrelerini yapan MHP 22.1.2012 günü Balışeyh ilçesinin kongresini yapmış oldu. Kongreye 57.hükümetin sağlık bakanı Osman durmuş ve genel merkezden 2 merkez yürütme kurulu üyesi ve Kırıkkale il Başkanı Seyit Ahmet Göçer, Merkez İlçe başkanı Yavuz Kuzucu ve bazı il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu. Tahminen 300 kişilik bir kalabalıkla yapılan kongre adayın babası tarafından kuran okunarak ve istiklal marşı eşliğinde başladı. Daha sonra davullar zurnalar eşliğinde şenlikli bir kongre yapıldı daha sonra kongre kapanışında bir konuşma yapan yeni seçilen ilçe başkanı Ali Cansu şimdiden yemin içe bilirim ki davama ihanette bulunmayacağıma bu üslendiğim bayrağı daha da ileriye götürüp zaferi burçlara dikeceğime söz veriyorum dedi. | Kırıkkale Belediyesi Sosyal Konsey (Kıyad) aşevi, Başkanımız Veli KORKMAZ’ ın talimatı üzerine, ihtiyaç sahiplerine, Belediyemize ait araç ve personellerimizle ekmek yemek dağıtımına aralıksız devam ediyor. Toplam 24 mahalledeki ailelere günlük 5600 ekmek ve yemek dağıtımı yapılmaktadır. Ekmek Yemek yardımı alanların, SSK, Bağ kur, Emlak Bilgileri güncellenmesi yapılmıştır. Yenilenen kartlar ihtiyaç sahiplerine verilmiştir. Ekmek yemek dağıtımı yapılan ihtiyaç sahipleri, yardımlarından dolayı Sosyal Konsey(KIYAD)’a teşekkür ettiler. | ANKARA- Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım, BELDE Gazetesi Haber Müdürü ve Konya TV Ankara Temsilcisi Dursun Erkılıç’ın hazırlayıp sunduğu Ankara’nın Zirvesi programında soruları cevaplarken, hakkındaki siyasi söylemlere de açıklık getirdi. Bakan Yıldırım, ‘muhtemel siyasi gelişmelere göre Başbakan ya da İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağınız söylenmiyor, ne dersiniz’ sorusu üzerine, “Hoş bir soru oldu ama benim hiç bu işlerle alakam yok. Yanlış adama sordunuz. Biz işimize gücümüze bakıyoruz. Bize verilen görev şu anda memleketin yolunu yapmak, yolunu açmak, vatandaşımızın ayağına taş değmesin diye çalışmak. İleriye yönelik bir hesabım bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmaz. Allah ne verirse hakkımızda hayırlısını versin” dedi. İzmir’deki büyük yatırımlara dikkat çeken bir soru üzerine, “İzmir biliyorsunuz EXPO 2020’ye aday oldu. Hükümetimiz, sayın başbakanımız İzmir’i aday gösterdi. EXPO’ya yönelik en az 25-30 milyar dolarlık yatırım yapılacak. 2013’te oylaması yapılacak. Ondan önce de İzmirlilere verdiğimiz söz üzerine projelere başlayacağız. Verdiğimiz takvime göre de çalışmalara devam ediyoruz” diye konmuştu. AK Parti tüzüğü gereği üç dönemden fazla milletvekili seçilememe zorunluluğuyla ilgili bir soru üzerineyse, “Tüzük hepimizi bağlar” diyen Bakan Binali Yıldırım şöyle devam etti: “Sayın Başbakanımız kesin, net konuştu; tüzük değiştirme gündemimizde yok. Öyle bir mesele yok. Siyasette hizmetin tek yolu milletvekili olmak, bakan olmak değil. Hizmet her zaman yapılabilir.” | 2011 Temmuzsunda kurulan gün ışığı adı altındaki emeklilerin sosyal tesisinde gün geçtikçe sayıları artıyor. ilk kurulduğunda 70–80 kişi ile açılan emekliler sosyal tesisi şu günlerde sayıları 200 ü geçmek üzere tesisin müdürü Yakup Yeşilırmak ve yardımcısı Bekir beyinde katkıları ile bu sayının çoğalmasında etken olurken çayı demleyen ve dağıtan elamanları da unutmamak gerekiyor çünkü sıcak kanlılıklarını esirgemiyorlar saygın ve sevecen bir ortam yarattıkları emeklilerin gözünden kaçmıyor. | Sayın İl Sorumlumuz, Sayın İl Müfettişimiz, Değerli İlçe Başkanlarımız İl ve İlçe Yönetim Kurullarının değerli yöneticileri, Basınımızın Mümtaz temsilcileri, Saygıdeğer Milli Görüşçüler. Her ay yapmakta olduğumuz İl Divan toplantımızın basına açık bölümünde ülkemiz ve ilimiz gündemini değerlendirdikten sonra teşkilat içi çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yapacağımız bu Toplantının başta Kırıkkale’ye, ülkemize, İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlara vesile olmasını cenabı ALLAH’TAN diliyorum. İnşallah bu çalışmalar yaşanabilir bir Türkiye, lider ülke Türkiye ve yeni bir Dünyanın kurulmasına sebep olacak çalışmalar olur. Değerli Arkadaşlarım Kıymetli basın mensupları; “Son yıllarda Türkiye maalesef yaşanabilir bir ülke konumuna getirilememiştir. Aksine yaşam şartları çok daha ağırlaşan bir ülke haline gelmiştir. Bu durumun düzelme emareleri de gözükmemektedir. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu geleceğine umutla bakamamaktadır. Türkiye'nin sadece yaşanabilir bir ülke değil, güçlü bir ülke olması için her şeyi vardır. Yeraltı, yerüstü kaynaklara, stratejik coğrafyaya, zengin tarihi mirasa, yetişmiş insan gücüne sahiptir. Ama bunların hiçbirisi gereği gibi değerlendirilememektedir. Ülkemizde milli dinamikleri harekete geçirecek bir milli ekonomik kalkınma modeli geliştirilememiştir. Türkiye'nin sorunları 10 yıllık AKP hükümetleri dönemlerinde giderek ağırlaşmıştır. Birlik ve Beraberliğimiz Tehdit Altındadır Batılı emperyalist mihraklar, ırkçılığı kendi ülkelerinin birlik ve bütünlüğünün temel dinamiği olarak kabul etmektedirler. Diyen Vurgun Sözlerine şöyle devam etti; Sömürgeleştirmek istedikleri coğrafyalarda ise, “böl, çatıştır, yönet ve sömür” politikasının bir aracı olarak kullanmaktadırlar. Bu mihraklar, ırkçılığı ayrıştırma ve çatıştırma aracı olarak kullanarak Osmanlı Devletini böldüler ve çöküş sürecini hızlandırdılar. Bugün de coğrafyamızda ırkçılık ve mezhep farklılığını ayrıştırma ve çatışma aracı olarak kullanmaya çalışmaktadırlar. Bugün ülkemizin birlik ve bütünlüğü tehdit altındadır. ABD ve AB, ülkemizdeki ayrımcı akımları dolaylı olarak desteklemektedirler. İslam coğrafyasında başlatılan siyasi ve sosyal istikrarsızlıkların ülkemize sıçramasından endişe duymaktayız. Milli Görüş’ün temel esasları, milli birlik ve bütünlüğümüzün temel harcı ve teminatıdır. Ülkemizde Ahlaki ve Manevi Değerler Tahrip Edilmektedir Mevcut gayri milli eğitim politikaları ve televizyon dizileri ülkemizde ahlakî ve manevi değerlerimizin zayıflamasına ortam hazırladı. Aile ve komşuluk bağları zayıfladı. Mevcut AKP iktidarı son sekiz yılda eğitim programlarında olumlu bir değişiklik yapamadı. Ahlaki ve manevi değerlerin eğitimine önem veren düzenlemeler yapamadı. Toplumun ahlâki değerlerinin tahrip edilmesine seyirci kaldı. İnternet, görsel basın ve medya yoluyla manevi değerlerin tahribi devam etmektedir. Okul ve aile bireyleri arasındaki şiddet giderek tırmanmakta ve ülkemizde madde ve alkol bağımlığı sürekli artmaktadır. Televizyonlarda oynayan diziler toplumumuzun ahlâki değerlerini tahrip etmektedir. Gençlerimize kötü alışkanlıklara özendiren bu televizyon dizileri tembelliği, üretmeden tüketmeyi ve zamanlarını boşa geçirme alışkanlıkları kazandırmaktadır. Şanlı tarihimizle ilgili gerçekler çarpıtılmakta, tarihi şahsiyetler hakkındaki yanlış bilgiler yaygınlaştırılmaktadır. Bunun sonucu olarak Aileler dağılıyor. Çocuklar suç makinesi haline geliyor. Uyuşturucu ve fuhuş temel eğitim okullarına kadar indi. Dolandırıcı ve hırsız şebekeleri cirit atıyor. İcra ve iflaslar intihara sürüklüyor. Hunharca işlenen cinayetler ve tecavüzler tüyler ürpertiyor. Bu Bir Uçurumdur.” Ve Ülkemiz bu uçurumun kenarındadır bu uçurumdan ülkemizi ancak Milli Görüş kurtarabilir dedi. Saadet Partisi olarak, sadece Türkiye'yi ve milletimizi bekleyen tehdit ve tehlikelere dikkat çekmekle kalmıyor; aynı zamanda, milletimizin karşısına vizyonu, planı ve çözümü olan bir programla çıkıyoruz. “Yeniden Büyük Türkiye’nin İnşası’’ ile ülkemizin mevcut ekonomik sorunlarına kalıcı çözümler üreteceğimizi vaat ediyoruz. SAADET PARTİSİ İKTİDARINDA · Türkiye’de her alanda herkesin temel hak ve özgürlükleri kâmilen korunacaktır. Kimseye haksızlık yapılmayacaktır. Ülkemiz barış ve dayanışmanın hâkim olduğu barış yurdu haline getirilecektir. · Herkesin canı, fikri, inancı, şahsiyeti, ırz ve namusu, mal ve mülkü güven altında olacaktır. Herkes mutlaka emeğinin karşılığına sahip olacaktır. Keyfi yönetim değil, hukuki yönetim esas olacaktır. Hukukun üstün olduğu düzende egemenlerin hakları değil; haklı olan herkesin hak ve hukuku korunacak; keyfi yönetimden hukukun üstün olduğu yönetime geçilecektir. · Türkiye’de tercih özgürlüğü sağlanacak; kimsenin düşünme, inanma, girişim ve siyasi özgürlüğüne ipotek konmayacaktır. · Türkiye’de ahlaki ve manevi değerler korunacak; eğitim ve öğretimin her aşamasında bu değerler insanımıza öğretilecektir. · Türkiye milli dinamiklerini harekete geçirerek kalkınacaktır. Kalkınmanın nimetleri adil paylaşılacaktır. · Türkiye insan hakları ve demokrasi açısında örnek ülke olacaktır. F aruk VURGUN SAADET PARTİSİ İL BAŞKANI | SUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN : 1- Has Parti Ankara İl Başkanlığı adına İl Başkanı Av. Abdulhamit GÜL (T.C. Kimlik No:………………) Adres:………………………………. 2- ……….. ŞÜPHELİLER :1)İsmail Hakkı Karadayı 2)Çevik Bir 3)Yaşar Büyükanıt 4)Erol Özkasnak 5)Osman Özbek 6)Dilekçe içeriğinde belirtilen diğer kişilerle soruşturma neticesi tespit edilecek asli ve fer’i iştirak eden diğer şüpheliler SUÇ : Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, bu suçları gerçekleştirmek için anlaşma, içerikten belirtilen ve resen nitelendirilecek suçlar. SUÇ TARİHİ :28 Şubat 1997 öncesi ve sonrası (1996-1999 ) TALEP KONUSU : Şüpheliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılmaları için kamu davası açılması talebidir. AÇIKLAMALAR : 1- Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anayasa ile tayin ve tespit edilmiş bir hukuk devleti olup, hangi yetkilerin kimler tarafından ve nasıl kullanılacağı ilgili kanunlarla açıkça düzenlenmiştir. Anayasanın amir hükümlerine göre hiçbir organ veya makam dayanağını anayasadan almayan ve kanunla kendisine tevdi edilmeyen bir yetkiyi kullanamaz. Kamu görevlilerinin varlık nedeni kendilerine kanunla verilen görevleri yapmaktır. Kamu görevlilerinin, bu görevleri dışında “durumdan vazife çıkartarak” kendilerine görev tevdi etmeleri hukuken kabul edilebilir değildir. Kamu görevlileri, kamu hukukunun genel hükümleri çerçevesinde faaliyette bulunmak ve kanunla kendilerine tevdi edilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmakla görevli ve yükümlüdürler. Bunun dışına çıkarak yasama organının yetkilerini ihlal etmek açıkça fonksiyon gaspı suçunu işlemiş olurlar. 2- Anayasa’ da hükümetlerin nasıl kurulacağı ve görev sürelerinin nasıl sona ereceği açıkça düzenlenmiştir. TBMM’den güvenoyu alan bir hükümet ancak ve ancak yine TBMM tarafından gensoru ile düşürülebilmektedir. Bunun dışında yani TBMM dışında her ne şekilde olursa olsun hükümetleri düşürmeye ve çalışmaz duruma getirmeye kalkışmak açık bir suçtur. Nitekim bu husus eski ve yeni Türk Ceza Kanunu’ nda açıkça düzenlenmiştir. 3- Türk Silahlı Kuvvetleri de Türk hukukuna tabi kamu görevlilerden oluşan, görev, yetki ve sorumlulukları yasalarla, TBMM’ce belirlenen bir kamu kurumudur. Bu bağlamda silahlı kuvvetler bünyesinde görev yapan kamu görevlilerinin hükümeti düşürmeye, istifaya zorlamaya ya da iş göremez duruma getirmeye kalkışmaları açıkça ceza kanunda düzenlenen suçları oluşturmaktadır. Yine, kamu görevlileri kendilerine vatanı savunmak amacıyla tevdi edilen silahlı kuvvetler ile vatan evlatlarını siyasi ya da iktisadi amaçları doğrultusunda kullanmaya yönelmeleri de suç oluşturmaktadır. Nitekim TCK’ nda bu suçlar ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve gerekli cezalar açıkça belirtilmiştir. 4- “28 Şubat süreci” olarak nitelendirilen süreçte bazı subay ve askerlerin tasarlayıcısı oldukları bir plan ve program dahilinde, meşru siyasal zeminin dışında, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve medya organlarının da desteği ile hükümet karşıtı bir kampanya başlatılmış ve sonunda meşru hükümet cebren istifaya zorlanırken bu süreçte açıkça ve defalarca ceza kanununun suç saydığı fiiller işlenmiştir. 5- Bu kapsamda, bütün kamuoyunun yakından takip ettiği üzere, 1996-97 yılları arasında Genel Kurmay İkinci Başkanı olarak Görev yapan ( Emekli ) Orgeneral Çevik BİR ve onunla birlikte hareket ederek “cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturarak” faaliyete bulunan dönemin Karar Kuvvetleri Kurmay Başkanı Doğu AKTULGA, Genel Kurmay Genel Sekreteri Erol ÖZKASNAK, Jandarma Genel Komutanı Teoman KOMAN, Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet ÇÖREKÇİ, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven ERKAYA, MGK Genel Sekreteri İlhan KILIÇ, Zırhlı Birlikler ve Eğitim Tümen Komutanı Erdal CEYLANOĞLU ve diğer bazı kişilerle birlikte oluşturulan örgütün ; -Türk Silahlı Kuvvetlerini kullanarak Refah-Yol olarak bilinen TBMM’de güvenoyu alarak anayasaya uygun bir şekilde kurulan 54 üncü Cumhuriyet Hükümeti’ ni cebren, iskat etmeye teşebbüs ettiği ve kısmen dahi olsa çalışamaz duruma getirmeye çalıştığı, -Meşru hükümete karşı basın ve medya organlarını kullanarak “Bu sefer silahsız kuvvetler halletsin”, “gerekirse silah kullanırız” şeklinde manşetler attırarak tehditte bulunduğu, -“Demokrasiye Balans Ayarı Yapıyoruz” diyerek açıkça görevi dışına çıkarak siyaset yaptığı ve hükümeti düşürmeye çalıştığı, -Deniz Kuvvetleri Komutanlığı nezdinde “Batı Çalışma Grubu” adı altında yasadışı bir birim oluşturarak burada kamu görevlilerini ve sivil vatandaşları fişlediği, -Başta yüksek yargı organı üyeleri olmak üzere yargı mensuplarını Genel Kurmay Karargahı’ nda brifinglere tabi tutarak yargıyı etkilemeye ve meşru hükümete karşı kullanmaya çalıştığı, -Abdullah Öcalan’ın ifadelerine eklemeler yaptırarak bazı köşe yazarları ve siyasetçilerle ilgili yalan haberler ürettiği ve bu haberlere dayalı olarak kişileri hedef gösterdiği, yıpratmaya ve itibarsızlaştırmaya çalıştığı, -Kendilerine vatan savunması için tevdi edilen zırhlı birlikleri meskun mahalde yürüterek halkta infial oluşturmaya çalıştıkları ve ellerindeki silahlı birliklerle meşru hükümeti tehdit ettikleri, bu suretle hükümeti cebren iş bırakmaya zorladıkları, -Siyasi demeçlerle ordu içi disipline ve memuriyet meslek ve sıfatına aykırı davrandıkları ve açıkça siyaset yaparak disiplin suçunu defalarca işledikleri, -Basın, medya, iş dünyası ve akademik çevrelerle gizli ve açık iletişime ve etkileşime girerek meşru hükümet aleyhine kampanya yaptıkları ve hükümeti itibarsızlaştırarak istifa etmeye ve/veya iş göremez duruma düşürmeye çalıştıkları, -Temel bir hak olan eğitim ve öğretim hakkını “başörtüsü yasağı” şeklinde yasalarda olmayan bir yasak icat ederek üniversitelerde eğitim ve öğretimi engelledikleri, -Halkın bir kısmını “dindar” olarak nitelenen kesimlere karşı alenen kışkırttıkları, bu kesimleri aşağıladıkları, hakaret ettikleri ve bu şekilde ayırımcılık yaptıkları, kamuoyunca bilinen olgulardır. Söz konusu kişiler tüm bu iş ve işlemleri yaparken dönemin YÖK Başkanı Kemal GÜRÜZ, Başbakanlık Müsteşarı Yaşar YAZICIOĞLU, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Baner CORDAN, gazetecilerden Ertuğrul ÖZKÖK, Hasan CEMAL, Ergun BABAHAN, Fatih ÇEKİRGE, Zafer MUTLU, Fikret BİLA, Can ATAKLI, TİSK Başkanı Refik BAYDUR, DİSK Başkanı Rıdvan BUDAK, TESK Başkanı Derviş GÜNDAY, TOBB Başkanı Fuat MİRAS, TÜRK-İŞ Başkanı Bayram MERAL ile birlikte gerçekleştirmişlerdir. 6- Anayasal olarak TBMM’de güvenoyu almış meşru bir hükümete karşı silahlı müdahale ve isyan dahil her türlü eylemi tasarlayan ve bunun önemli bir kısmını fiilen gerçekleştiren asker ve sivil kadronun birbirleriyle yakın ilişki içinde oldukları ve bu süreci birlikte yönettikleri, dolayısıyla işlenen suçun mütemadi ve müteselsil bir suç olduğu kadar “cürüm işleme kastıyla teşekkül oluşturma” suçu kapsamına da girdiği tartışılmaz bir gerçektir. 28 Şubat süreci olarak bilinen ve demokrasiye ve meşru hükümete müdahale olarak gerçekleşen ara rejim döneminin ağırlıklı olarak bir kısım medya ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirildiği dikkate alındığında; darbe gibi bir cürm-ü şen’ide bahse konu gazeteciler ile sivil toplum kuruluş önderlerinin aktif olarak rol aldıkları, karargahta hazırlanan andıç ve eylem planlarının gazetelerde ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirildiği herkesçe malumdur. Dolayısıyla bahsedilen gazeteci ve sivil toplum liderlerinin suç ve suçluyu övme, suça yardım ve yataklık ile birlikte diğer suçlara da iştirakte bulundukları açıktır. Bu bağlamda dönemin meşru hükümetine, anayasal düzene ve kamu hukukuna karşı işlenen mütemadi ve müteselsil suçların tasarlayıcıları yukarıda ismi zikredilen asker kişiler olmakla birlikte uygulayıcıları da siviller olmuştur. Asker ve sivillerden oluşan bu çetenin işlediği fiilen herkesçe malum olduğu gibi asker kişilerin uhdelerindeki silahlı gücü, sivillerin de diğer güçleri kullandıkları da malumdur. Bu şekilde Türk silahlı kuvvetlerinin silah gücü kullanıldığı gibi diğer kişiler tarafından da ellerindeki kamusal yetki ve güçler kullanılmıştır. Meslek kuruluşları, sendikal kuruluşların başkan ve yetkilileri bu güçlerini kullanırken medya kuruluşları ve gazeteciler de ellerindeki kamuoyu oluşturma ve yönlendirme güçlerini kullanmışlardır. 7- Diğer yandan aynı dönemde Burdur Er Eğitim Topçu Tugay Komutanı olarak görev yapan emekli Tuğgeneral ve halen Hacıbektaş Belediye Başkanı olan Ali Rıza SELMANPAKOĞLU’nun Burdur ili ve çevresi illerde başta İmam-Hatip Liseleri olmak üzere eğitim ve öğretim kurumları üzerinde yetki ve görevi olmadığı halde baskı, tehdit ve şantajlarda bulunduğu, İmam-Hatip Lisesi’ndeki öğrencileri zorla içkili mekanlara götürterek dans yapmaya zorladığı, bu şekilde tehdit, şantaj ve cebir faaliyetlerinde bulunduğu, halkı alevi-sünni şeklinde ayırarak ayrımcılık yaptığı ve birbirine karşı kışkırttığı o dönemin basın yayın organlarındaki haberlerden ve ilgilinin kendi beyanlarından açıkça anlaşılmaktadır. 8- Aynı şekilde o dönemde asker olarak kamu görevlisi ve görevi başında iken dönemin Başbakanına alenen hakaret eden ve tehditte bulunan emekli Tümgeneral Osman ÖZBEK, askerlikten ve memuriyetten ihracı gerektirecek şekilde disiplin suçu işlediği gibi Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’ ni, bu hükümetin başbakanını ve TBMM’ni alenen aşağılamış ve hakarette bulunmuştur. Dönemin Genel Kurmay Karargahı ve hiyerarşik üstü durumundaki amirleri de hatta suç işlemek amaçlarına uygun düşen bu duruma göz yummuş ve görevlerini kötüye kullanarak ilgili hakkında herhangi bir işlem yapmamışlardır. Her an darbe gerçekleşecek baskısı yapılmış, hükümete yönelik baskılar arttırılarak 18 Haziran 1997 tarihinde Başbakan Necmettin Erbakan, istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Nitekim Orgeneral Çevik Bir; yaptığı bir konuşmasında 28 Şubat süreci ile ilgili olarak “demokrasiye balans ayarı yapıldı” ifadelerini kullanırken, Eski Genel Kurmay Sekreteri Erol Özkasnak, “bu post-modern darbe, tereyağından kıl çeker gibi yapılmış çok başarılı bir süreçtir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bahse konu kişiler yaptıkları bu açıklamalar ile işlenen suçları bütün kamuoyu önünde alenen ikrar etmişlerdir. 9- Hatta daha da ileri gidilerek TBMM’ nde iktidarı oluşturan koalisyon ortağı partilerin milletvekilleri tehdit edilmiş, tehdit ve şantajlarla korkutularak istifaya zorlanmışlardır. Bu eylemler bütün kamuoyunun gözü önünde, inkar edilemeyecek şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu da TBMM’ ni cebren ıskat ve men suçunu oluşturmaktadır. Böylece cebir ve tehdit unsurları gerçekleştirilerek TBMM’ nin ve TC. 54. Hükümeti’ nin görev yapması önce kısmen sonra tamamen engellenerek neticede bu dayatmacı tutum altında hükümet istifa etmek zorunda bırakılmıştır. 10- Bütün bu nedenlerle yukarıda belirtilen şahıslar, ve soruşturma sonucu belirlenecek kişiler 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106,107,108,115,125,136, 216, 301, 309, 312, 314 ve 316 ‘ncı maddelerinde düzenlenen filleri 1996-1999 yılları arasında defalarca ve kamuoyunca bilinen bir şekilde müşterek bir şekilde işlemişlerdir. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun ilgili maddeleri de belirtilen fiilleri suç olarak nitelendirmiş ve cezaya bağlamıştır. Özellikle 147. Maddesinin : “ Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menedenlerle bunları teşvik eyliyenlere idam cezası ( 2004 değişikliği ile "ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis" cezası) hükmolunur. “ Yine 146. Maddesinin de “ Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına (Değişik ibare: 5218 - 14.7.2004 / m.1/A-32) "ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis" cezasına mahkûm olur. “ hükmünü amir olduğu yüksek malumlarıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 311’nci maddesi; “(1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar. (2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.” Yine 312’nci maddesi; “(1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. (2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur” 316’ncı maddesi; “ (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir. “ hükümlerini amirdir. Keza diğer suçları düzenleyen diğer maddeleri de her iki ceza kanununda mevcuttur. 11- Bu suretle şüphelilerce gerçekleştirildiği ikrar olunan eylemler, 765 Sayılı ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yukarda verilen maddelerine göre açıkça suç teşkil etmektedir. Bu haliyle kanunda öngörülen suçların tüm unsurları oluşmuştur, bu nedenle faillerinin cezalandırılması gerekmektedir. 12- Bu nedenlerle ve resen belirlenecek nedenlerle ilgililer hakkında soruşturma yapılarak tutuklanmalarını; kovuşturma yapılarak cezalandırılmalarını talep etmek üzere c.savcılığına müracaat zorunlu olmuştur. SONUÇ VE TALEP : Arz ve izah edilen ve resen görülecek nedenlerle, gerek başlıkta ve içerikte isimleri verilen ve gerekse yapılacak soruşturma sonucu isimleri tespit edilecek olan şüpheliler hakkında soruşturma yapılmasını ve suçların nitelikleri itibariyle tutuklanmalarını ve sonuçta kamu davası açılarak yapılacak kovuşturma ile cezalandırılmalarını saygı ile arz ve talep ediyoruz. …….01.2012 Has Parti Ankara İl Başkanlığı adına İl Başkanı Av. Abdulhamit GÜL | ANKARA- BELDE Gazetesi Haber Müdürü ve Konya TV Ankara Temsilcisi Dursun Erkılıç’ın hazırlayıp sunduğu Ankara’nın Zirvesi Programına katılan CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Konya Üniversitesi’nin yasaya aykırı oluşturulduğunu, Konya’ya yapılacak stadyumun bir rant aracına dönüştüğünü söylerken; hızlı tren ve bölünmüş yollar için hükümete teşekkür etti. Kart, Başbakan Erdoğan’ın ‘Kılıçdaroğlu hızlı trene AK Parti reklamı olur diye binmiyor’ sözlerini de ‘ucuz politika’ olarak değerlendirdi. SORULAR – CEVAPLAR Dursun Erkılıç’ın CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’a soruları ve aldığı cevaplar şöyle: D.E- Siz sağ partilerin hakim olduğu bir ilin vekilisiniz. Bunun zorlukları mutlaka vardır ama Konya için, Konya’nın sorunları için başka partilerle bir araya geldiğiniz oldu mu, oluyor mu, olacak mı? A.K- Ben Konya’nın sorunları için elbette bir araya gelirim. Konya’nın sorunlarına sahip çıkılması halinde elbette bir araya gelirim. Hızlı tren, çevre yolları, bunlara kim ne diyebilir?
KONYA ÜNİVERSİTESİ D.E- Siz hızlı trenin güzergahını eleştiriyordunuz. Hem maliyeti arttırdı hem de ulaşım süresi uzadı diyordunuz… A.K- Konya-Ankara hızlı treni gölbaşı üzerinden olmalıydı. Bu ne demektir, 200 km demektir, 45 dakika demektir. Bu muazzam bir hizmetti. Ha şu andaki Ankara - İstanbul hattı üzerinden getirildi, bu da bir hizmettir. Onu tartışmıyorum, geçiyorum oraları. Ama nedir, hemen zamanı düşünerek diğer konulara geçmek istiyorum. Konya Üniversitesi kuruldu 2010 yılında. Ne güzel. Biz dedik ki muhalefet milletvekilleri, Konya üniversitesinden önce Konya’da ne olmalıdır, Konya’da teknik üniversite kurulmalıdır. Erzurum gibi, Bursa gibi, Konya’nın muazzam bir KOBİ’si var, organize sanayisi var. Bu anlamda da Konya’nın bir teknik üniversiteye ihtiyacı var. Plan bütçe komisyonundan teknik üniversite olarak çıktı. Ama ne oldu biliyor musunuz? Genel kurulda Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri 9 temmuz 2010, tutanaklardan okuyorum. Kim Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri Sami Güçlü, Orhan Erdem, Hüsnü Tuna, Ali Öztürk, Harun Tüfekçi, Muharrem Candan, Ayşe Türkmenoğlu, Abdullah Çetinkaya, Kerim Özkul ve Mustafa Kabakçı. Dediler ki, teknik üniversiteye gerek yok, biz bunu genel üniversite yapalım. Çıktık muhalefet olarak dedik ki, yanlış yapıyorsunuz. Bakın bunun sonu nereye varır biliyor musunuz dedik, siz Selçuk Üniversitesinin içini boşaltacaksınız, Konya Üniversitesi adıyla aktaracaksınız, ondan sonra Konyalıya diyeceksiniz ki al sana yeni üniversite. Tutanaklar ortada, kimseye iftira etmiyoruz. Sayın Sami Güçlü bu işin mimarı olan, yani teknik üniversiteyi Konya Üniversitesine dönüştüren, sayın Sami Güçlü dedi ki, efendim dedi, haksızlık yapıyorsunuz, bizi yanıltıyorsunuz, Konyalıyı yanıltıyorsunuz, bize suç istinadında bulunuyorsunuz dedi. Biz yeni üniversite kuruyoruz dedi. Peki ne oldu şimdi değerli kardeşim? Kanun diyor ki, yeni fakültelerin, yeni yüksekokulların, yeni enstitülerin kurulması yoluyla Konya üniversitesi kurulur diyor. E ne oldu, Selçuk Üniversitesinin kırk yıllık tıp fakültesi, Selçuk Üniversitesinin belki elli yılı bulan ilahiyat fakültesi, eğitim fakültesi alındı Konya Üniversitesine aktarıldı. Böylece Konya Üniversitesi kurulmuş oldu. Bunun adı nedir biliyor musunuz? Çok yavaş bir ifadeyle söylüyorum, siyasi sahtekarlıktır. Adalet ve Kalkınma Partisi siyasi sahtekarlık yapmıştır, siyaseten dolandırıcılık yapmıştır. Konyalıya saygısızlık yapmıştır. Konyalıyı kandırmıştır. Peki bu siyasi sahtekarlığı yaparken, Konya’nın 11 milletvekili, on tanesini saydım geçen dönemdeki, bu dönemdeki 11 milletvekili ne yapmıştır? Ağzını açmış mıdır? Hayır. Konya’nın sanayi odası ağzını açmış mıdır? Hayır. Ticaret odası açmış mıdır? Hayır. Barosu açmış mıdır? Hukuku ve adaleti savunmak durumunda olan baro ağzını açmış mıdır? Açmamıştır. Niye? Çünkü Konya konuşturulamaz hale gelmiştir. Çünkü maalesef Konya’da sivil toplumda ve meslek odalarında yetkili olanların bir bölümü siyasi iktidarla çıkar ilişkisi içindedir. Orada bu siyasi sahtekarlık yapılırken ağızlarını açamaz haldedirler. YASAYA AYKIRI… D.E- Konya Üniversitesi’nin oluşturuluş şekli yasaya da aykırı o zaman… A.K- Yasaya da aykırı. Elbette. Yasa diyor ki, yeni kurulan fakülte, yeni kurulan yüksek okul, yeni kurulan enstitü diyor. Nerede Konya Barosu, niye ağzını açmıyor? Çünkü siyasi iktidardan birileri besleniyor. Kurumsal olarak demiyorum. Birileri besleniyor. Konyalı bunları görsün. Mavi Tünel konusunda Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Konyalının gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Diyor ki, 17 Aralık 2011’de Mevlana törenlerinde Şeb-i Aruz’da mavi tüneli devreye sokacağız diyor. Mavi tüneli hizmete soktuk diye konuşuyor. Oysa ki, hizmete girmedi. Yani su altından akıtılmadı. Suyu akıtacağız demişti. Ne oldu? Mavi tünel sadece bitirildi. Tamam, bu da bir hizmettir. Teşekkür ederim. Geç de olsa, iki yılda, iki buçuk yılda bitmesi gereken o hizmet, dokuzuncu yılda nihayet bitti. Ona da teşekkür ediyorum. Ama yalan söylemeyelim. Ondan sonra çıkıp utanmadan, sıkılmadan diyor ki, Atilla Kart’ı Allah’a havale ediyorum diyor. Sayın bakan, demagoji yapma, bilgi kirliliği yapma, karartma yapma, hamaset yapma. Gerçekleri konuş, yalan söyleme. Sen demedin mi 4 haziran tarihinde, 17 aralık 2011’de biz mavi tüneli hizmete sokacağız diye. Yani, sulama olayını bitireceğiz demedin mi? Nerde sulama? Sen sulama olayını 2015’ten evvel bitiremezsin. Konyalının gözünün içine baka baka yalan söylüyorsun, sonra da bunu dile getiren bizlere yönelik olarak utanmadan, sıkılmadan bazı laflar söylüyorsun. Seydişehir Eti Alüminyumdaki soygunun hesabını o bölge milletvekillerinden soracağımızı da iktidar milletvekillerinden soracağımızı da yeri gelmişken söyleyeyim. Gidip Seydişehir meydanında bunun hesabını soracağız. KILIÇDAROĞLU HIZLI TRENE NEDEN BİNMİYOR? D.E- Sayın Başbakan söylemişti, sayın Kılıçdaroğlu Eskişehir’e giderken hızlı trene AK Partinin reklamı olur düşüncesiyle binmiyormuş, doğru mu? A.K- Çok ucuz bir siyasettir başbakanın söylediği. Tekrar ifade ediyoruz, sayın genel başkanımız da bunu çeşitli vesilelerle dile getirdi, yapılan hizmetleri biz takdir ederiz. Bu çerçevede, hızlı tren konusu olsun, ben şunu hep ifade etmişimdir, duble yollar bu hükümetin yaptığı en önemli işlerden birisidir. Bunu hep ifade ettik. Yıllardır ifade ediyoruz. Hanidir, tamam duble yollar doğru bir tercihtir. Ama o duble yollar altı ayda bir bozulmaz. Altı ayda bir hırsızlık yapılmaz, altı ayda bir o karayollarının bütçesi bazı müteahhitlerin cebine aktarılmasın. Bunu soruyoruz, sormaya devam edeceğiz. Stadyumda oynanmak istenen büyük ranta, Atatürk Stadında yapılmak istenen büyük soygunu, kapalı kapılar ardında yapılmak istenen büyük soyguna inanıyorum ki Konya halkı göz yummayacaktır. Orda bir şeyler mi yapmak istiyorsun? Gel orada 44 dalda Konya’nın çocukları amatör spor yapıyor. Kim o çocuklar? Onun içinde varlıklı kesim de yoksul kesim de var. Ne güzel bir Konya fotoğrafı. Onu niye ortadan kaldırıyorsun? Orası Konya’nın nefes aldığı bir yer. Oraya mutlaka bir gökdelen, bir alışveriş merkezi olarak orayı birilerine pazarlamak zorunda mısınız? Konya’nın alışveriş merkezi yapılacak başka alanı kalmadı mı? Oraya gel gençlik parkı gibi bir yapı yap. Halkın nefes aldığı bir yeşil alan yap. Konya valilik binası taşınacak değil mi? Getir oraya Devlet Su İşleri’nin oraya göz dikme. DSİ’nin, endüstri meslek lisesinin bulunduğu alana göz dikme. Getir, DSİ’nin olduğu alana valiliği yerleştir. Ne güzel olur biliyor musun? Karşısında Atatürk Anıtı ve istasyon. İşte Türkiye Cumhuriyetinin geleneği, tarihi, geçmişi, kültürü. Ama birileri, cumhuriyetin tarihinden, geçmişinden rahatsız ise, oralar birilerine peşkeş çekiliyor. Buna izin vermeyeceğiz. | Bu yıl kış kırık kalede çetin geçeceğe benziyor bir haftadır hemen hemen her gün keskin yolunda yoldan çıkmayan veya çarpışmayan araca rast gelmemek mümkün değil adeta araçlar hep yol değiştiriyor seyir halindeki araçlar gizli buzlanmadan dolayı yolun fazla rampa olmasından kontrolden çıkıyorlar. | Telekom da büyük gelişme baş göstermeye başladı özelleşme yerine oturdukça abonelerine hayli kolaylıklar sunmaya başladı. Örneğin eski borçlardan dolayı işi tatlıya bağlayalım sloganı ile abonelerini tekrar kazanmak için yaptığı çalışmada hayli başarılı olduğu tahmin edilirken daha da internet üzerinden vatandaşa tatlı kolaylıklar sunmaya devam ediyor. Örneğin lokum adı altında çeşitli alternatifler sunmaya devam ediyor. LOKUM NEDİR? Lokum ev iş telefonu kullanıcısı olup ta internet hizmetlerinden yararlanmayanların faydalanmaları için bir hizmet hizmetten faydalanmak isteyenlerin telefon hatları ücretsiz olarak internet bağlantısına hazır hale getiriliyor. İnternete girmek için gereken tak çalıştır kablosuz modem ücretsiz olarak temin ediliyor kullanıcılar her hangi bir taahhüt sözleşme yâda ücret talep edilmeden internet hizmetinden faydalanmaya getiriliyor daha geniş bilgiler için www.ttkafe.com sitesinden öğrenmek daha da kolay. |